Giriş: 12.06.2026 - 11:29
Güncelleme: 12.06.2026 - 11:29
AHMET EMRE BİLGİLİ

AHMET EMRE BİLGİLİ

İki farklı YZ kaygısı. Geçen hafta Florida eyalet valiliği, ChatGP’nin şirketi olan Open AI’a ‘çocuklara zarar verdiği gerekçesiyle’ dava açmıştı. Bütün mesleklerin geleceğine ilişkin yüksek düzeyde kaygı oluşturan YZ uygulamaları neticesinde bir lise öğrencisinin mizahi ciddiyetle ‘Ben berber olacağım, YZ’nin ortadan kaldıramayacağı bir meslek olduğu için’ demesi şaşırtıcı idi. Bunlar kaygı vericidir ama daha düşündürücü olan kullanıma ilişkin gidişattır. 

Şöyle bir tahayyül edelim. Bundan 34 yıl önce yayınlanan Teknopoli; Kültürün Teknolojiye Teslimiyeti kitabının yazarı Neil Postman yaşasaydı ve YZ’nin her alanda etkin olduğu günümüzde bu kitabını yazsaydı acaba nasıl bir metin ortaya çıkardı? Aslında bu kitapta yazdıklarından bunu tahmin edebiliriz. Onun temel tezi olan; hayatımıza dahil olan her yeni teknolojinin ekosistemimizde önemli ve sarsıcı değişikliklerin olması kaçınılmazdır düşüncesini güncellersek nasıl bir sarsıcı sözün çıkacağı ortadadır.  

Bizde isim açısından başlangıç güzel oldu. Başta çoğu yerde kullanılan Artificial Intelligence’ın baş harfleri olan (AI) kullanılıyordu. Şimdi büyük ölçüde YZ kısaltılmasına geçildi. Bilgisayarlar yeni çıktığında kompüter demiş ve çok kısa bir zaman içinde bilgisayar kelimesi türetilince onu kullanmıştık. Bilindiği üzere teknolojinin Türkçe karşılıkları zamanında türetilirse tutar, geç kalınırsa tutmaz. YZ kısaltması da bu şekilde öyle oldu ve tuttu.

***

İşin kullanıcı tarafına bakacak olursak; toplumda yaşlı kesimler de dahil olmak üzere YZ’ye bulaşmayan kalmadı neredeyse. Tabii ki YZ’nin de bulaşmadığı bir alan kalmadı. Her alanda bilgi sahibi sıfatıyla gündelik hayatın her safhasına girmiş durumda. Biz de dahil önüne gelen onunla ilgili yazıyor ve ahkam kesiyor.

Şimdi yavaştan mevzuya girelim. Yazının başında da belirttiğimiz gibi YZ konusunda herkes söz söyleyebilir; çünkü artık umumu ilgilendiren bir konuma geldi. Gündelik hayatımıza o kadar çeşitli ve detaylı şekilde girdi ki rastgele kullanımı da problemleri de bir o kadar arttı. Gördüklerimiz, duyduklarımız, okuduklarımız bizi hakikaten endişeye sevk ediyor. Doğal olarak şu soruyu sorma sorumluluğunu hissettik. YZ’nin kullanımına ilişkin bir usul, metodoloji geliştirmek gerekir mi ve bu mümkün mü? Yani YZ okuryazarlığı eğitimi işi çözer mi? Düşünceler farklı olabilir ama YZ kullanımı hızla artacağına göre bizce bu türden bir eğitim kaçınılmaz görünüyor, hatta giderek zaruri hale geliyor.

Her konuda usul gerekir şüphesiz. YZ’nin zararlarından korunacaksak ve bize faydalı hale getireceksek usul bilgisi şart görünüyor. Bir de eğitim boyutuyla meseleye bakmak gerekirse kullanıcı YZ’nin güçlü ve zayıf yönlerini anlayabilmeli, doğru soru oluşturabilmeli, verilen cevapları eleştirel değerlendirebilmeli, onu ikame aracı değil düşünme bağlamında kullanabilmelidir.

***

YZ kullanıcıları olarak bilmeliyiz ki yapay zeka; bilge yönü yoktur, hakem değildir, mutlak doğruyu bilmez, düşünmez, sadece muhakeme eder gibi görünür. Ama bunların yanında çok hızlı bilgi sentezler, alternatif üretir, yazı yazar, fikir geliştirir, senaryolar oluşturur. YZ bilgi kaynağı değil, düşünme destek aracıdır yani aslında tam olarak bir asistandır. Asıl husus; konumuzla ilgili soru sormasını bilebilmektir. Soru; ne istediğimizi, bunu nasıl ifade edeceğimizi ve bazı detayları ortaya koyabilmektir. Yapay zekada en değerli iş, doğru soruyu sorabilmektir. Çünkü artık bilgiye erişimden çok; problemi tanımlama, soru sorma ve cevabı değerlendirme kalitesi öne çıkacaktır.

Bu çerçevede YZ usulü geliştirmek ve bunu öğretmek özellikle eğitim kurumları, öğretmenler, yöneticiler ve öğrenciler için çok daha kalıcı bir etki üretir. YZ okuryazarlığı, aslında bir düşünme okuryazarlığıdır. Bu alanda kullanılan araçlar, modeller ve arayüzler değişecektir. Fakat şu beceriler değerini koruyacaktır; problemi doğru tanımlamak, hedefi netleştirmek, varsayımları fark etmek, karşı görüşleri değerlendirmek, sonuçları eleştirel süzgeçten geçirmek. Bu nedenle verilecek eğitimde odak noktası, soru sorma ve muhakeme etme disiplini olursa çok daha rasyonel bir iş yapmış olunur. Sorunun kalitesi arttıkça cevabın kalitesi de artar. Bu bakış açısı, teknolojiyi merkeze koymak yerine insanın düşünme kapasitesini merkeze koyar ki en sağlıklı yaklaşım budur.