Giriş: 17.03.2026 - 15:00
Güncelleme: 17.03.2026 - 15:00
AHMET EMRE BİLGİLİ

AHMET EMRE BİLGİLİ

Rahmetli Haluk Dursun vefat ettiğinde onunla ilgili bir yazımda Türkiye’nin hocalığına nasıl evrildiğini anlatmıştım. İlber hoca vefat ettiğinde de bende aynı düşünceler oluştu. Zira ülkemiz siyasi ve kültürel açılardan farklılıkları olan bir ülke. Doğal olarak her entelektüel geniş kitlelerce sevilmiyor, eleştiriliyor, bir karşı oluş hali olabiliyor. İlber hocanın vefatında tıpkı Haluk hocanınkinde olduğu gibi toplumun geniş kesimlerinde yüksek düzeyde bir sahiplenme oldu.


Elbette eleştiriler olacak, hesap görenler çıkacak, taziye geleneğimize uygun olmayan aceleci ve insafsız eleştirenler çıkacak, insafsızca ömründe camiye gitmedi diyecekler. Halbuki Hoca Sarayda ise cumaya Zeynep Sultan camiinde kaç kez gitmişliğimiz vardır. Fakat bu türden eleştiriler cılız sesler olarak kalmaya mahkumdur. Zira bizim kültürel geleneğimizde vefat edenlerin arkasından mümkün olduğunca pozitif yanları konuşulur. Elbette herkes gibi İlber hocanın da eleştirilecek yönleri vardır. Fakat üslup ve zamanlama gelenek ve edep dairesinde olmalıdır. Sosyal medyadan eleştiri yerini bulmaz, seviye tutturulmaz ve tersine döner.


Hocaya atfettiğimiz ‘Türkiye hocalığı’ ne anlama gelir? İlim adamlığı yanında klasik ifade ile 7’den 77’ye herkesin dikkatini çekebilmektir. İlmi yayınları, popüler kitapları, konferansları ve konuşmaları ile herkesin gündemine girebilmektir. Uzaktan bir örnek vermek gerekirse; Hoca ile bir Kıbrıs konferansında birlikte idik. Maarif Vakfı Kıbrıs Ülke Temsilciliğinin daveti üzerine konferans vermek üzere İstanbul’dan kızı gibi gördüğü Pelin Çift hanımefendi ile yola çıktık. Lefkoşa’nın en büyük salonunu tutulmuştu. Salona girişte bir izdiham ki sormayın. Salon tıklım tıklım olmuş, aralar bile dolmuş ve bir o kadar da salon dışında içeri giremeyen Kıbrıslılar var. Sanki en ünlü pop sanatçısı gelmiş. Pelin Çift moderatörlüğünde olan konuşma müthiş bir dikkatle dinlenmişti. Hocanın katıldığı etkinliklerde benzer görüntüler eksik olmazdı. 


Dönemin Kültür Bakanı Atilla Koç büyüğümüzün Mülkiyeden sınıf arkadaşı olan İlber Hoca arkadaşını kıramadığı ve Sarayı da çok sevdiği için Bakanın teklifini kabul etmişti. Bu sebeple Hoca ile mesai arkadaşı olmuştuk. Hocayı çok yakından tanıdığımı düşünürüm. Zira Topkapı Sarayındaki görevi esnasında 6 yıl gibi uzun süre birlikte mesai yapma şansımız olmuştu. Resmiyette amiri idim ama biz her zaman için onun öğrencisi olma gayretinde olduk. Çok da iyi bir hukuk geliştirip dost olmuştuk. Bu dostluğumuz emri Hak vaki olana dek sürdü. Topkapı sarayında hakikaten önemli hizmetleri oldu. Yaptığı önemli hizmetleri yanında tüm saray çalışanlarına da hocalık yapmıştı. Osmanlı’da var olan Hırka-i Saadet tören geleneği bile onun zamanında ihya edildi. Haluk hoca da devam ettirdi ve şimdi Milli Saraylar devam ettiriyor. Saray gündeme gelmişken İlber Hoca ile bir kitap çalışması programlamıştık. ‘Topkapı Yıllarım’ ismini vermiştik kitaba. Hoca döneminde müdürlük yapan Ayşe Erdoğdu ile yedi seans görüşme yapacaktık. İlkini de yapmıştık ama sonrasında Hocanın hastalıkları ve programları imkân vermemişti. Olsa idi Hocanın Saraydaki yılları tüm ayrıntıları ile kayıt altına alınmış olacak ve tarihe not düşecektik. Ama nasip olmadı ve biz buna tabi ki üzüldük. 


Cins, çizgi üstü ve deha düzeyindeki insanları anlama ve kıymetini bilme çabası maalesef bizde çok gelişmedi. Bu türden insanları öncelikle anlama çabası içinde olmamız sonra da kıymetini bilmemiz gerekir. Anlayamaz isek bize göre en küçük hatasında harcama ve reddetme yoluna gideriz ki bu en ucuz yoldur. Bu insanları bir sözü, bir davranışı ile değil bir bütün olarak değerlendirmek gerekir. Hoca elit eğitime ülke olarak özel bir önemin verilmesi gerektiğine inanırdı. Üsküdar’daki Argem öğrencileri ile buluşmadan çok memnun kalmıştı. Daha sonra her görüşmede okulu ve çocukların durumunu sorardı. Türk Maarif Ansiklopedisine ‘elit eğitim’ maddesini de bizatihi kendisi yazmıştı.


Fatih camiindeki cenaze töreni Hoca’nın hakikaten Türkiye’nin hocası olduğunu gösteren bir katılım ve olgunlukta geçti. Her kesimden her yaştan insanlar ispat-ı vücut eyledi, dua ve niyazda bulundu. Bu durum onun koca ülkenin hocalığına evrildiğinin göstergesidir. Fatih camii haziresinde bizatihi rahle-i tedrisinden geçtiği hocası olan Halil İnalcık ile komşu oldular. Tesellimiz; eserlerinin bu ülkenin gençlerine tarih sevdirmeye devam edecek olmasıdır.