Venezuela, şimdi İran… Çin’in stratejik ortaklık anlaşması olan, ABD’nin yaptırımlarına karşın petrol alımı, finansman, yatırımlarla ayakta kalmalarını sağladığı iki ülke.
Çin, her iki ülkeye de ABD’nin saldırılarına karşı koymalarına yardım edecek destekler, saldırılar olduktan sonra da güçlü tepkiler vermedi. Bunu nasıl anlamalı.
ÇİN’İN ÖNCELİKLERİ
Çin Komünist Partisi’nin bir numaralı önceliğini ülkenin ekonomik, teknolojik ve bunlara bağlı olarak askeri gelişimi oluşturuyor. Bu doğrultuda parti anayasa dokümanına giren hedef, Çin Halk Cumhuriyeti’nin 100. kuruluş yıldönümünde ülkenin ekonomik, teknolojik, askeri açıdan bir dünya lideri olması. Bir ara hedef olarak da 2035 yılında ülke kişi başına GSYH’sinin 20 bin ABD dolarının üzerine çıkması. Çin’de bu tür hedeflerin tutturulması parti için bir meşruiyet meselesi. Ülke yönetiminin içeride veya dışarıda neyi yapıp yapmadığı büyük ölçüde bu hedeflere ve ülke güvenliğine etkilerine bağlı bulunuyor.
VENEZUELA VE İRAN’IN ÖNEMİ
Çin’in her iki ülke ile de stratejik işbirliği anlaşması var. Çin, petrolde yüzde 70 dışa bağımlı ve Venezuela ithalatının yüzde 4, İran yüzde 10 dolayında bir bölümünü sağlıyor. ABD müdahalelerinin petrol akışında geçici veya kalıcı aksamalara yol açması, Rusya başta çok çeşitli kaynaklardan alım yapan Çin’in ekonomik hedefleri açısından bir sorun oluşturmuyor. Çin’in iki ülkeye sağladığı finansman, yaptığı doğrudan yatırımlar ve ihracat da ülke toplamları içinde önemli yer tutmuyor. İki ülkedeki gelişmeler Çin için doğrudan bir güvenlik riski de getirmiyor. Bu durumda Çin’in Venezuela ve İran için ekonomik gelişmesini olumsuz etkileyecek sürtüşmelere girmesi beklenmeyecek bir gelişme olurdu.
ÇİN’İN GÜCÜNÜN SINIRLARI
Bu iki ülkedeki gelişmeler ekonomik hedefleri ve güvenliği açısından önemli olsaydı da Çin ABD ile askeri sürtüşmeye gidebilecek politikalardan uzak durmayı tercih edecekti. Çin’in askeri alandaki hazırlığı, bölgesindeki bir savaşta galip gelmeye yönelik. ABD’li yetkililerin de artık açıkça belirttiği gibi Çin’in ABD ile etrafındaki bir savaşta, üsleri, uçak gemilerini, uyduları vuracak silahları ve bunları büyük hacimlerde üretme kapasitesi nedeniyle galip gelme olasılığı çok yüksek. Ancak Çin’e uzak bölgelerdeki bir çatışma için durum böyle değil.
TRUMP FAKTÖRÜ
Yeni Trump yönetimi işe Çin’e karşı sert politikalarla başladı. Ancak Çin’in nadir toprak elementleri kartını oynamasından sonra iki ülke arasında bir yumuşama oldu, Çin’e uygulanan ek gümrük vergileri ABD’ni bazı müttefiklerinden düşük düzeye indi, yeni ek gümrük vergisi ve teknoloji ihraç kısıtlaması girişimleri durduruldu, Tayvan’a silah satışının uygulaması ertelendi. Çin, Trump yönetiminin kalan iki yılında ilişkilerdeki bu yumuşamayı sürdürmek, hatta daha da ilerletmeyi ekonomik ve teknolojik hedefleri açısından tercih ediyor, bu gidişi bozacak politikalardan kaçınıyor.
Çin’in politikasını Trump’ın ABD’ye verdiği zararlara engel olmamak olarak da yorumlayabiliriz.