Giriş: 13.02.2026 - 08:57
Güncelleme: 13.02.2026 - 08:57
OSMAN ARIOĞLU

OSMAN ARIOĞLU

Ocak ayı dış ticaret verileri açıklandı. İlk bakışta rakamlar çok parlak bir tablo ortaya koymuyor. İhracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3.9 oranında gerilerken, ithalat kümülatif bazda yatay bir seyir izledi. Buna paralel olarak dış ticaret açığında yüzde 11.1’lik bir artış söz konusu oldu. İhracatın ithalatı karşılama oranı aylık bazda yüzde 71, son 12 aylık dönemde ise yüzde 74.6 olarak gerçekleşti.


Bu tabloyu tek bir aya bakarak ‘olumsuz gidişat’ şeklinde yorumlamak sağlıklı olmayacaktır. Zira dış ticaret verileri, takvim etkilerinden küresel fiyat hareketlerine kadar birçok değişkenden etkileniyor.


TAKVİM ETKİSİ VE ALTIN FAKTÖRÜ

Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın da ifade ettiği üzere, 1 Ocak’ın perşembe gününe denk gelmesi ve birçok iş yerinin 2 Ocak Cuma gününü de tatil yapması nedeniyle ihracatın bir kısmı aralık ayına kaymış görünüyor. Günlük yaklaşık 1 milyar dolar seviyesindeki ihracatın ocak verilerine yansımamış olması, aylık düşüşü olduğundan daha belirgin gösterdi.


Sektörel bazda bakıldığında ise en dikkat çekici gerileme işlenmiş altın ve rafine petrol ürünleri ihracatında yaşandı. 


İthalat tarafında ham petrol ve doğalgazda 1.3 milyar dolarlık düşüş, motorlu kara taşıtlarında 117 milyon dolar, kakao ithalatında 100 milyon dolar ve demir-çelikte 90 milyon dolarlık azalış göze çarpıyor.


Buna karşılık işlenmemiş altın ithalatında 928 milyon dolarlık artış yaşandı. Bu artış miktar artışından değil, küresel altın fiyatlarındaki yükselişten kaynaklandı. Dolayısıyla rakamları değerlendirirken fiyat etkisini göz ardı etmemek gerekir.


ENFLASYON, MALİYETLER VE REKABET GÜCÜ 

Asıl üzerinde durulması gereken mesele ise yüksek enflasyonun üretim maliyetleri ve işgücü üzerindeki baskısıdır. Özellikle emek yoğun sektörlerde maliyet artışları, firmaların uluslararası rekabet gücünü zorluyor. Kurun enflasyonla aynı hızda artmadığı bir dönemde, maliyet baskısı daha görünür hale geliyor.


Her ne kadar dezenflasyon politikaları çerçevesinde döviz kurlarında görece istikrarlı bir seyir izleniyor olsa da Euro’nun dolar karşısında güçlenmesi, Türkiye açısından teorik olarak ihracat lehine bir avantaj yaratıyor. Ancak bu avantajın kalıcı faydaya dönüşmesi için üretim yapısının daha yüksek katma değerli hale getirilmesi şarttır.


YAPAY ZEKA ÇAĞINDA İSTİHDAM POLİTİKASI 

Önümüzdeki dönemde yalnızca maliyetler değil, teknolojik dönüşüm de işgücü piyasasını derinden etkileyecektir. Yapay zeka ve robotik süreçlerin üretim ve hizmet sektörlerinde daha fazla yer bulması, bazı alanlarda istihdamı daraltma riski taşıyor.


Bu nedenle teşvik politikalarının iki eksende güçlendirilmesi önemli: Birincisi, yüksek teknolojili ve katma değeri yüksek üretimin desteklenmesi; ikincisi ise istihdam teşviklerinin yeni dönemin ihtiyaçlarına göre yeniden tasarlanmasıdır. Türkiye’nin mevcut üretim kapasitesini teknoloji yoğun alanlarda artırması, hem dış ticaret dengesini iyileştirecek hem de nitelikli istihdamı destekleyecektir.


AB’NİN SERBEST TİCARET HAMLELERİ 

Avrupa Birliği’nin Hindistan ve Güney Amerika ülkeleriyle serbest ticaret anlaşmaları da yakından izlenmeli. Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği ilişkisi nedeniyle bu anlaşmalar dolaylı etkiler yaratabilecektir. Özellikle menşe kurallarının daha sıkı takibi, iç piyasada haksız rekabetin önlenmesi açısından kritik olacaktır.


KAMUYA DEĞİL REEL SEKTÖRE  

Son olarak istihdam verileri değerlendirilirken yalnızca resmi işsizlik oranlarına odaklanmak yeterli değildir. Yaklaşık 6 milyon açıköğretim öğrencisinin varlığı, işgücü piyasasındaki potansiyel arzın büyüklüğünü gösteriyor. Bu tablo, kamunun bir “istihdam kapısı” olmaktan çıkıp özel sektör odaklı, üretim ve teknoloji temelli büyüme modelinin güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.


Ocak ayı verileri ilk bakışta çok parlak görünmeyebilir. Ancak doğru teşvik politikaları, yüksek teknoloji yatırımları ve rekabet gücünü artıracak yapısal adımlarla riskler daha ortaya çıkmadan bertaraf edilebilir. Önemli olan, aylık dalgalanmaların ötesine geçerek uzun vadeli bir üretim ve ihracat vizyonunu kararlılıkla sürdürmektir.