Cuma26 Haziran 202621:55İSTPİYASAKAPALI
MUHAMMET AKSAN

İş Kanunu ve sosyal güvenlik mevzuatında işverenler açısından başlıca değişiklikler

00:00 / 00:00

22 Nisan 2026 tarihli ve 7578 sayılı ‘Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ ile başta İş Kanunu, Sosyal Güvenlik Mevzuatı ve çocuklara yönelik hizmetlere ilişkin düzenlemeler olmak üzere birçok alanda önemli değişiklikler yapıldı.

 

İşverenleri doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendiren başlıca düzenlemeler şöyle özetlenebilir:

1. Analık izni sürelerinde önemli artış
4857 sayılı İş Kanunu’nda yapılan değişiklik ile doğumdan sonraki analık izni süresi 8 haftadan 16 haftaya çıkarılmış olup, toplam analık izni süresi 16 haftadan 24 haftaya yükseltildi. Yeni düzenleme ile analık izni süreleri çalışan lehine genişletildi. Şöyle ki;

 

* Doğum öncesi ve sonrası izin sürelerinin artırılmasına yönelik değişiklikler yapıldı.

 

* Çoğul gebelik halinde doğum öncesi izin sürelerine ek süre verilmesi uygulaması genişletildi.

 

* Sağlık durumuna bağlı olarak çalışamayan kadın işçiler bakımından esneklik artırıldı.

 

* Erken doğum halinde kullanılamayan doğum öncesi sürelerin doğum sonrası döneme eklenmesine ilişkin uygulama korundu ve geniş yorumlanabilecek hale getirildi.

 

Kanun ile paralel bir düzenleme söz konusu olmakla birlikte işverenlerin izin sürelerini eksiksiz kullandırma yükümlülüğü devam ediyor. Bu değişikliklerle birlikte uygulamada artırılan izin süreleri nedeniyle iş gücü planlamasında revizyon ihtiyacı ortaya çıkacak olup, aynı zamanda geçici işçi teminiyle birlikte işlerin aksamaması adına yapılacak iş organizasyonları daha önemli hale geldi. Dolayısıyla işverenlerin doğacak geçici iş gücü ihtiyacına binaen yeniden iş gücü planlaması ve izin yönetimi süreçlerinin stratejik bir biçimde yürütülmesi önem arz edecek.

 

Nitekim uzayan izin süreleri nedeniyle geçici iş gücü planlaması zorunlu hale geleceğinden, özellikle proje bazlı çalışan işyerlerinde iş sürekliliği açısından risk oluşabilir. Bu uğurda işverenlerin izin takip sistemlerini güncellemek, ikame personel havuzu oluşturmak, iç yönetmeliklerini yenilemek gibi birtakım önlemler alması isabetli olacak.


Ayrıca, söz konusu değişiklik ile birlikte yürürlük tarihinden önce doğum yapmış ancak 24 haftalık süreyi tamamlamamış çalışanlar için ilave 8 haftalık izin hakkı tanındı.

 

2. Koruyucu aile olan işçilere yeni izin hakkı
Yapılan yeni düzenleme ile birlikte koruyucu aile olan işçilere, çocuğun tesliminden sonra 10 gün ücretsiz izin hakkı getirildi.
Bu düzenleme ile koruyucu aile olan çalışanlara; çocuğun teslim alınması ve ilk uyum süreci
için özel izin hakkı tanındı. (İznin türü (ücretli/ücretsiz) ve süresi ikincil mevzuatla netleşecektir.)


Söz konusu düzenleme hukuki niteliği bakımından evlat edinmeye benzer şekilde aile bütünlüğünü koruyan bir sosyal hak niteliğindedir. Fakat bununla birlikte iş sözleşmesinin askıda kalması gibi bir duruma sebebiyet verebilir.


İşveren açısından yeni düzenleme ile yeni bir izin kategorisi meydana geldi. Bu uğurda işverenin bu izni reddetme hakkı bulunmadığından insan kaynakları ve izin politikalarının güncellenmesini gerektirir.

 

3. Kısmi süreli çalışma sonrası ücretsiz izin süresi artışı
Bu düzenleme özellikle çalışan anneler açısından kritik önemli niteliğe sahiptir. Düzenlemenin içeriği kapsamında doğum sonrasında kısmi süreli çalışma hakkını kullanan işçilerin sonrasında kullanabileceği ücretsiz izin süresi artırılarak doğum sonrası yarı zamanlı çalışmanın akabinde kullanılan ücretsiz izin süresi 5 aydan 10 aya çıkartıldı.


Burada yasa koyucunun amacı işçinin işten kopmadan çocuk bakım sürecini yönetebilmesi ve kadınların iş hayatındaki rolünü devam ettirerek iş gücünde kalmalarının sağlanmasıdır.


Düzenleme ile çalışan bağlılığı ve kadın istihdamı açısından olumlu bir etki yaratılsa da işveren açısından uzun süreli iş gücü eksikliği, organizasyonel planlama zorunluluğu ve işin yeniden dağıtılması ihtiyacı gibi birtakım problemler doğuruyor. Dolayısıyla kadın çalışanların iş gücüne dönüş süreçlerinin daha rahat geçmesi sağlanırken aynı zamanda işverenin uzun süreli planlamaları doğrudan etkileniyor.

 

4. Sosyal güvenlik mevzuatında analık ödeneği düzenlemesi
5510 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle birlikte analık sigortasından yararlanma süreleri yeni izin sürelerine paralel şekilde güncellenmiş olup, doğum sonrası süre 16 hafta olarak yeniden belirlendi ve analık ödeneğine ilişkin önemli iyileştirmeler yapıldı.


Yapılan düzenleme ile birlikte analık ödeneğinden yararlanma şartlarında esneklik sağlandı ve ödeneğin hesaplanmasında dikkate alınan süre ve kriterler genişletildi. Yasa koyucu tarafından bu düzenleme ile daha fazla sigortalının bu haktan yararlanabilmesi amaçlandı.


Değişikliğin etkileri sonucunda kadın çalışanların doğum sonrası gelir kaybı azaltılacak, kayıtlı istihdam teşvik edilecek, daha fazla kadın sigortalı ödenekten yararlanabilecek ve kayıt dışı istihdam azaltılacaktır.


Bu durum işveren açısından doğrudan mali bir yük getirmemekle birlikte işverenlerin SGK bildirim süreçlerinde dikkatli olmasını gerektirir.


5. Özel sektör işverenleri için prim teşviki (Koruma altındaki gençler)
2828 sayılı Kanun kapsamında yapılan düzenleme ile birlikte koruma altındaki gençlerin istihdamını artırmaya yönelik önemli bir teşvik getirildi. Bu kapsamdaki bireyleri istihdam eden işverenlere sigorta prim desteği sağlanarak işe giriş tarihinden 5 yıl süreyle tüm sigorta primleri (işçi ve işveren hissesi dahil) Hazine tarafından karşılanacak. Teşvikten yararlanma şartları ve süreleri ikincil mevzuat ile netleştirilecek.


Bu teşvikten yararlanabilmek için aylık prim ve hizmet belgelerinin süresinde verilmesi, Hazine tarafından karşılanmayan primlerin süresinde ödenmesi gerekir.

 

Yasa koyucu bu değişiklik ile sosyal hizmet kapsamında yetişen bireylerin iş gücüne katılımını artırmayı, dezavantajlı bireylerin iş gücüne katılımını ve sosyal entegrasyonu amaçlıyor.

 

İşveren açısından da bu durum işçilik maliyetlerinde düşüş ve teşviklerle rekabet avantajı sağlıyor. Fakat bu duruma ek olarak teşvikten yararlanma şartlarının dikkatle takip edilmesi gerekir.

 

6. Çocuklarla ilgili işyerleri için çalıştırma yasağı
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na eklenen düzenleme ile çocukların korunmasına yönelik ciddi bir sınırlama getirilerek belirli ağır suçlardan mahkûm olan kişilerin, çocukların yoğun bulunduğu işyerlerinde çalıştırılması yasaklandı. Bu düzenleme özellikle kreşler, gündüz bakım evleri, eğitim kurumları, çocuklara yönelik sosyal hizmet birimleri açısından kritik önem arz ediyor.
Düzenleme kapsamında işverenlere çalışanlardan 6 ayda bir adli sicil uygunluk belgesi alma yükümlülüğü getirilerek adli sicil kontrolü zorunlu hale geldi. Bununla birlikte düzenlemenin sonucu olarak personel seçim süreçleri de sıkılaşacak.
Kurallara aykırılık söz konusu olması durumunda her çalışan için asgari ücretin üç katı, devamında da yedi katı idari para cezası uygulanacak.


7. Dijital platformlar ve sosyal ağ sağlayıcılar açısından yükümlülükler
5651 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerle dijital ortamda çocukların korunmasına yönelik yeni yükümlülükler getirildi. Söz konusu düzenleme ile 15 yaş altı çocuklara sosyal ağ hizmeti sunulması yasaklandı, ebeveyn kontrol araçları zorunlu hale getirildi ve büyük platformlar için içerik kaldırma ve erişim engelleme kararlarına uyum süresi bir saate kadar düşürüldü. Sosyal ağ sağlayıcılarına içerik denetimi konusunda daha sıkı sorumluluklar yüklenerek; içerik kaldırma, hızlı müdahale ve temsilci bulundurma gibi yükümlülükler getirildi. Aynı zamanda Türkiye’de temsilci bulundurma ve raporlama yükümlülükleri güçlendirildi.


Yasa koyucu bu değişiklik ile birlikte sosyal ağ platformları için ciddi bir uyum maliyeti getirilerek çocukların dijital ortamda korunmasını ve zararlı içeriklerin kaldırılmasını amaçlamış olup, bildirimlere hızlı cevap verilmesini zorunlu hale getirdi.
Bu düzenlemeler özellikle teknoloji şirketleri ve dijital platform işverenleri açısından önem arz ediyor; platformlar açısından uyum (compliance) maliyetleri artmakla birlikte çocukların dijital güvenliği güçlenecek. Bu uğurda söz konusu işverenler bakımından yenilenmesi gereken uyum süreçleri gündeme geliyor.


Sonuç ve değerlendirme
7578 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler özellikle Türk İş Hukuku ve sosyal güvenlik sisteminde:
* Koruyucu sosyal devlet yaklaşımının güçlendirilmesi
* Çalışan-işveren dengesi içinde sosyal hakların genişletilmesi
* Çocuk ve aile odaklı politikaların önceliklendirilmesi yönlerinde önemli ve olumlu dönüşümleri ifade ediyor.

 

Bu düzenleme ile birlikte iş hukuku, sosyal güvenlik hukuku ve sosyal hizmet politikaları arasında bütünleşmiş bir koruma sistemi oluşturmak amaçlanıyor. Özellikle kadın çalışanların korunması, çocuk haklarının güçlendirilmesi ve işverenin sosyal sorumluluğunun artırılması ön plana çıkıyor.


Bununla birlikte sonuçları ayrı ayrı değerlendirmek gerekirse;

Çalışanlar açısından;
* Kadın çalışanların hakları genişletilerek aile ve çocuk odaklı sosyal politikalar güçlendirildi.
* Analık ve ebeveynlik hakları önemli ölçüde genişletildi.
* Esnek çalışma ve izin mekanizmaları güçlendirildi.
* Sosyal güvenlik koruması artırıldı.

İşverenler açısından;
* Yeni izin türleri ve uzayan izin süreleri nedeniyle iş gücü planlaması ve operasyonel süreçlerde revizyon ihtiyacı doğacak.
* Bordro, izin ve personel yönetimi süreçlerinin güncellenmesi gerekecek.
* Teşvik mekanizmaları ile birlikte yeni yükümlülükler dengeli şekilde getirildi.
* İnsan Kaynakları politikalarının güncellenmesi, izin ve SGK süreçlerinin yapılandırılması zorunlu hale geldi.

Sosyal politika açısından;
* Koruyucu aile sistemi güçlendirildi.
* Dezavantajlı grupların istihdamı desteklendi.
* Çocukların hem fiziksel hem dijital ortamda korunmasına yönelik önemli adımlar atıldı.


Bu değişiklikler, uygulamada hem işverenler hem de çalışanlar açısından yeni yükümlülükler ve haklar doğuracak olup, uyum süreçlerinin dikkatle yönetilmemesi halinde ciddi hukuki riskler ortaya çıkabilecek.

 

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI

Tüm Yazıları >