Giriş: 24.04.2026 - 09:05
Güncelleme: 24.04.2026 - 09:05
İSA KARAKAŞ

İSA KARAKAŞ

İstanbul’da bir klinikte çalışan işçinin, işten çıkarılırken özetle, "Fesih bildirimini imzalamıyorum, o halde geçersizdir” şeklindeki iddiasına binaen ihbar tazminatı alıp alamayacağı tartışması Yargıtay’a taşındı.


Adalet Bakanlığı’nın ‘kanun yararına temyiz’ talebiyle incelenen davada Yüksek Mahkeme, yerel mahkemenin kararını bozdu. Karar, işverenlerin fesih bildirimini nasıl yapması gerektiğini ve işçilerin ne zaman ihbar tazminat hakkı kazanacağını çok basit ve net kurallarla ortaya koydu.


Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin, 17 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2024/599 E. ve 2025/566 sayılı kararı, iş dünyasında sıkça karşılaşılan “Fesih bildirimini imzalamıyorum, o halde geçersizdir” uyuşmazlıklarında emsal niteliktedir. 


DAVANIN KONUSU

İstanbul Anadolu 52. İş Mahkemesi’nde görülen davada, bir çalışan ile işveren karşı karşıya geldi.


İşçinin iddiası: 20 Şubat 2023-27 Ağustos 2023 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin ihbar süresi tanınmadan feshedildiğini öne sürerek, ihbar ve kötü niyet tazminatı talep etti.


İşverenin savunması: İşçiye fesih bildiriminin 29 Temmuz 2023 tarihinde yapıldığını, ancak işçinin imzadan kaçındığını ve bu durumun tutanakla kayıt altına alındığını belirterek, davanın reddini istedi.


YEREL MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesi, işverenin feshin haklılığını ispatlayamadığı ve işçinin ihbar tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verdi. Ancak ilginç bir şekilde, dosyada talep edilmemesine rağmen kıdem tazminatı üzerinden genel açıklamalar yaparak hüküm kurdu.


‘KANUN YARARINA’ MÜDAHALE

Adalet Bakanlığı, mahkemenin gerekçesiz ve hatalı kararını ‘kanun yararına temyiz’ etti. Dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, kararı bozarak şu temel ilkelere dikkat çekti:


4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesi çok nettir: Belirsiz süreli sözleşmelerde fesih öncesi bildirim zorunludur. İhbar tazminatı, usulsüz fesih yapan tarafın ödemesi gereken bir tazminattır. İşveren ya da işçi fark etmez. 


* Tutanak bildirim sayılır: İşçi fesih bildirimini imzalamasa bile imzadan imtina edildiğine dair tutanak tanıklarca doğrulanırsa tebliğ yapılmış sayılır.


* Süre tam kullandırıldı: Somut olayda işçinin yasal ihbar süresi ve iş arama süresi işveren tarafından kullandırılarak bu yükümlülüğü yerine getirmiştir.


* Hatalı gerekçe: Mahkemenin, talep dahi edilmeyen kıdem tazminatı üzerinden ihbar tazminatına hükmetmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.


İŞÇİ VE İŞVEREN AÇISINDAN ÖNEMİ

* İşçiler için: Tebligatı imzalamamak, feshin hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Eğer işveren usulüne uygun tutanak tutmuşsa, ihbar süresi işlemeye başlar. Zira işveren fesih bildirimini usulüne uygun tebliğ ederse (tutanakla bile olsa) ihbar tazminatı alamazsınız. İmzayı reddetmek sizi korumaz. Gereksiz yere avukat ve mahkeme masrafları ödemek zorunda kalırsınız.


* İşverenler için: Karardan işverene çıkan mesajı şu şekilde özetleyebiliriz: “Fesih bildirimini yazılı yap, işçiye imzalatamıyorsan mutlaka tutanak tut ve tanık bulundur.” Bu bağlamda bildirim önelleri ve bu önellerin kullandırılması, iş arama sürelerinin kullandırılması ve fesih bildiriminde bulunurken bildirimin işçi tarafından imzalanmaması veya uyuşmazlık vuku bulunması halinde tanık huzurunda tutanak tutmak ve ihbar sürelerini ve iş arama sürelerini (İş Kanunu madde 17) tam olarak kullandırmak işverenleri yüklü tazminatlardan kurtarır.