Giriş: 20.02.2026 - 08:34
Güncelleme: 20.02.2026 - 08:34
İSA KARAKAŞ

İSA KARAKAŞ

Çalışanın, işe gelmeyen mesai arkadaşının yerine kart basması, tazminatsız işten çıkarılma sebebi sayılıyor. Yargıtay’ın, bu konuda verdiği emsal nitelikteki kararla iş dünyasında ‘arkadaşlık hatırı’ ile ‘hukuki sadakat’ arasındaki ince çizgi yeniden çizildi.


İşverenler, süresi belirli olsun veya olmasın, bazı hallerde iş sözleşmesini, sözleşme süresinin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin derhal sona erdirme hakkına sahiptir. Derhal fesih hakkı, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri nedeniyle yapılan fesihlerde geçerlidir. İş Kanunu’nun 25/II maddesinde düzenlenen bu hallerden biri, (e) bendinde yer alan ‘işverenin güvenini kötüye kullanmak… doğruluk ve bağlılığa uymayan’ davranışlardır. İş hayatında çalışanlar arasında zaman zaman ‘yardımlaşma’ gibi masumane bazı davranışlar belirtilen madde kapsamında yer alabilir ve sonuçları çok ağır olabilir.


Yargıtay’ın bu konuda 20 Ekim 2025 tarihinde vermiş olduğu karar, emsal niteliktedir. Belirtilen kararda çalışanın, işe gelmeyen mesai arkadaşının yerine kart basması, tazminatsız işten çıkarılma sebebi sayıldı. İş dünyasında ‘arkadaşlık hatırı’ ile ‘hukuki sadakat’ arasındaki ince çizgi, Yargıtay’ın bu taze kararıyla yeniden çizildi.


Bir işçinin, işyerinde bulunmayan arkadaşı adına kart basması; sadece bir ‘iyilik’ değil, iş sözleşmesinin tazminatsız feshi için yeterli bir ‘doğruluktan sapma’ eylemi sayıldı.


DAVA NASIL BAŞLADI?
18 yıllık kıdemi olan bir sevkiyat şefi, işyerinde olmayan bir başka personelin kartını sanki o kişi işe gelmiş gibi sisteme okuttu.


İşveren, bu durumu ‘güveni kötüye kullanma’ ve ‘doğruluk ile bağlılığa aykırılık’ olarak değerlendirerek, işçinin sözleşmesinin tazminatsız feshini gerçekleştirdi.


İşçi ise uzun yıllardır çalıştığını ve fazla mesailerinin ödenmediğini iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatı talebiyle dava açtı.


YEREL MAHKEME VE İSTİNAF:


ZARAR YOKSA TAZMİNAT ÖDENSİN

Davayı inceleyen ilk derece mahkemesi, işçinin arkadaşı yerine kart bastığını sabit bulsa da ilginç bir yorumda bulundu:

- İşverenin bu eylemden dolayı somut bir zarara uğradığının ispatlanamadığı belirtildi.

- İşçinin 18 yıllık geçmişi ve daha önce benzer bir hatasının olmaması nedeniyle olayın ‘güven sarsıcı’ boyuta ulaşmadığı savunuldu.

-  Sonuç olarak mahkeme, feshin ‘haklı’ değil, sadece ‘geçerli’ olabileceğine hükmederek işçiye tazminatlarının ödenmesine karar verdi.


Bölge adliye mahkemesi (İstinaf) de bu kararı yerinde buldu.


YARGITAY NOKTAYI KOYDU:

DÜRÜSTLÜK ŞART, ZARAR ŞART DEĞİL
Dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’ne geldiğinde ise hukuk dersi niteliğinde bir karar çıktı. (Esas No. 2025/6864 Karar No. 2025/8070) Yargıtay, 20 Ekim 2025 tarihli kararında, alt mahkemelerin kararını şu gerekçelerle bozdu:

- Karara esas alınan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-(e) maddesine göre değerlendirme yapılarak bu muvacehede işverenin güvenini kötüye kullanmak ‘doğruluk ve bağlılığa uymayan’ bir davranış olarak değerlendirilmiştir.

- Zarar aranmaz: Bir davranışın haklı fesih nedeni sayılması için işverenin mutlaka maddi bir zarara uğramış olması gerekmez.

-Gizli zarar vurgusu: Kartı basılan işçiye, çalışmadığı süre için ücret ödenecek olması aslında işveren için doğrudan bir kayıptır.

Yargıtay, işverenin yaptığı feshin tamamen ‘haklı’ olduğunu kabul ederek, işçinin tazminat haklarını reddetti. Böylece bir kart basma, 18 yıllık kıdem tazminatına mal oldu.

HUKUKEN DOĞRULUKTAN SAPMA
Yargıtay’ın bu emsal kararı gösterdi ki; yıllarca süren emek ve kıdem, tek bir ‘sadakatsiz’ davranışla sıfırlanabilir. Arkadaşa yardım etmek amacıyla yapılan usulsüzlükler, hukuken ‘doğruluktan sapma’ kabul edilir. İş hayatında sadakat ve dürüstlük sadece birer erdem değil, aynı zamanda iş güvencenizin de temelini oluşturur. Bir anlık ‘hatır’ için başkasının yerine kart basmak, 18 yıllık emeğinizi bir kalemde silebilir.