Cuma26 Haziran 202621:48İSTPİYASAKAPALI
EkonomiÖne çıkan

İran’a yaptırımlar kalkarsa ticarette fırsat alanı oluşur

İran’a yönelik yaptırımların kademeli olarak kaldırılması durumunda, Türkiye ile İran arasındaki ticarette yeni bir dönemin kapısı aralanabilir. Ambargoların gevşemesiyle 30 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine daha hızlı ulaşılması bekleniyor. İTO Başkanı Şekib Avdagiç’in, “ABD’nin İran’a mal satması için 1 yıl lazım, bize ise 1 gün yeter” sözü, Türkiye’nin olası yeni dönemdeki avantajını özetliyor.

Yayınlanma

Güncellenme

Paylaş
İran’a yaptırımlar kalkarsa ticarette fırsat alanı oluşur

Sektör temsilcileri ve akademisyenlere göre İran’ın yaptırımların hafiflemesiyle küresel sisteme yeniden entegre olması, Türkiye’nin enerji merkezi olma vizyonunu güçlendirebilir. İran’daki otomotiv sektörünün modernizasyonu, ertelenen altyapı ve rafineri projeleri, Türkiye’yi bölgede stratejik ortak konumuna taşıyabilir.

Türkiyenin doğu sınırında, 85 milyonluk nüfusu, köklü ticari geçmişi ve enerji rezervleriyle bekleyen İran pazarı, küresel ekonomiye entegre olmaya hazırlanıyor. ABD ve İran arasındaki siyasi buzların erimesi ve olası bir barış anlaşmasıyla birlikte ambargoların kaldırılma ihtimali, Türk iş dünyasında şimdiden hareketliliğe neden oldu.

Finansal ödeme sistemlerindeki (SWIFT) tıkanıklıklar ve ticaret kısıtlamaları yüzünden gerçek potansiyelinin çok altında seyreden Türkiye-İran ticareti, yaptırımların sona ermesiyle hem ihracat hem de lojistik alanında bölgesel dengeleri değiştirebilir. Otomotivden hazır giyime, müteahhitlikten petrokimyaya kadar pek çok sektör 30 milyar dolarlık ticaret hedefine giden yolda pozisyon almak için Washington ve Tahran arasındaki yeni dönemin şifrelerini çözmeye çalışıyor.

BİZE 1 GÜN YETER

Yaptırımların kaldırılması Türkiye-İran ticaretinde yeni dönemin kapısını aralayacakken, iş dünyası da bu süreci yakından takip ediyor. Bu kapsamda İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç’in daha önceki açıklamaları yeniden gündeme geldi. Avdagiç, Türkiye’nin coğrafi avantajının devreye gireceğine işaret ederek, “İran’a ambargo kalkınca ABD’nin oraya mal satması için belki 6 ay, belki 1 yıl lazım. Bize ise 1 gün yeter” demişti. Avdagiç, ambargonun kalkmasından en çok istifade edecek ülkenin Türkiye olacağını öngörmüştü.

30 MİLYAR DOLARLIK HEDEF

İstanbul Ticaret Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölüm Başkanı Doç. Dr. Cihat Köksal da İran’a yönelik ambargoların kalkması durumunda, Türkiye ile İran arasında daha önce hedeflenen 30 milyar dolarlık ticaret hacmine karşılıklı iradeyle kısa sürede ulaşılabileceğini söyledi. Bu süreçte öne çıkacak lokomotif sektörlerin otomotiv ve yan sanayi, makina sanayi, tekstil hammaddeleri, kimya ve petrokimya ürünleri, inşaat, altyapı ve müteahhitlik hizmetleri ile finans, lojistik ve enerji sektörleri olabileceğini vurguladı.

ENERJİ HUB'I

Doğalgaz rezervinde dünyada ikinci, petrol rezervinde ise dördüncü sırada yer alan İran'ın küresel sisteme entegrasyonunun Türkiye’nin enerji merkezi (hub) olma vizyonunu somut bir gerçekliğe dönüştürebileceğini belirten Doç. Dr. Köksal, şöyle devam etti: “İran gazının TANAP gibi mevcut boru hatlarına entegre edilmesi Türkiye’yi sıradan bir transit ülke olmaktan çıkarıp, gazın fiyat mekanizmasında ‘belirleyici rasyonel aktörlerden’ biri haline getirecek. Avrupa için Rus gazına en güçlü alternatif konumundaki İran enerjisinin Batı’ya ulaşabileceği tek güvenli ve ekonomik rota Türkiye’dir. Bu durum, Türkiye’nin tıkanmış olan Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi gibi stratejik müzakerelerde AB karşısında elini önemli ölçüde güçlendirecektir. Dahası, Batılı aktörlerin Türkiye’yi dışarıda bırakarak tasarladıkları EastMed gibi yüksek maliyetli alternatif projeler, Türkiye’nin merkezinde yer aldığı İran-Hazar-Orta Doğu enerji koridoru karşısında ekonomik ve siyasi rasyonalitesini tamamen yitirecek.”

CARİ AÇIĞA ETKİSİ

Makroekonomik boyutta, İran petrolünün pazara serbestçe akmasıyla oluşacak arz artışının fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı yaratacağını belirten Köksal, bu durumun Türkiye'nin cari açığını daraltacağını; mikro düzeyde ise petrole dayalı hammaddelerin sanayide çok daha uygun maliyetle kullanılmasına imkan tanıyarak Türk ihracatçısının küresel rekabet gücünü artıracağını söyledi.  

HIZLI VE UCUZ

Türk plastik sektörünün yaklaşık 11 milyon tonluk üretimiyle Avrupa'nın en büyük üreticileri arasında yer aldığını söyleyen Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu, hammaddede ise yüksek oranda dışa bağımlı olduğuna dikkat çekti. Eroğlu, “Sınır komşumuz İran'da yaptırımların kalkması halinde ortaya çıkacak en önemli fırsat; daha düşük lojistik maliyetlerle daha hızlı ve daha güvenli hammadde tedarikine erişim olacaktır” dedi.

TÜRKİYE PLASTİK ÜRETİM VE İHRACAT MERKEZİNE DÖNÜŞEBİLİR

İran'ın dünyanın en önemli petrokimya üreticilerinden biri olduğunu hatırlatan PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, iki ülkenin birbirini tamamlayan yapısal özelliklerini şöyle özetledi:  “Türkiye, plastik mamul üretiminde teknoloji, girişimcilik, üretim kabiliyeti ve ihracat ağları açısından son derece güçlü. İran'ın hammadde gücü ile Türkiye'nin mamul üretim kapasitesi birleştiğinde bölgede çok güçlü bir sinerji ortaya çıkar. Böyle bir işbirliği, Türkiye'yi küresel ölçekte çok daha güçlü bir plastik üretim ve ihracat merkezi haline getirebilir.”

İran'ın yeniden küresel ticaret sistemine dahil olmasıyla Türk sanayicisinin polietilen, polipropilen ve diğer petrokimya hammaddelerine daha rekabetçi şartlarla ulaşmasının mümkün olacağını söyleyen Eroğlu, kısa teslim sürelerinin ve alternatif tedarik kaynağı oluşturulmasının başlı başına bir rekabet avantajı yaratacağını söyledi. Bu durumun geniş bir sanayi yelpazesini rahatlatacağını belirten Eroğlu, “Daha düşük maliyetli hammadde; ambalajdan otomotive, beyaz eşyadan tarıma kadar çok sayıda sektörün üretim maliyetlerini olumlu etkileyecektir” dedi.

OTOMOTİVDE TEKNOLOJİ TRANSFERİ VE İHRACAT

İran ambargosunun kaldırılmasıyla Türkiye ile İran arasında otomotiv yan sanayi sektöründe önemli işbirliği fırsatları doğabileceğini belirten Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetleri Derneği (OSS) Genel Sekreteri Emirhan Silahtaroğlu, Türkiye'nin bu alandaki küresel gücüne dikkat çekti. Silahtaroğlu, Türkiye'nin uluslararası kalite standartlarındaki üretim kabiliyetiyle dünyanın önde gelen tedarik merkezlerinden biri olduğunu, özellikle Türkiye araç parkında Fransız menşeli markaların yoğunluğunun bu araçlara yönelik yerli yedek parça üretiminde uzmanlık yarattığını vurguladı.

Ambargo sonrası dönemde İran pazarında hangi ürün gruplarının öne çıkacağına da değinen Silahtaroğlu, motor parçaları, filtreler, fren, debriyaj ve süspansiyon sistemleri ile elektrik-elektronik komponentlerde ciddi bir talep oluşacağını vurguladı.

TÜRKİYE ALTYAPI VE KONUTTA DOĞAL ADAY

İran ekonomisinin dış dünyaya entegrasyonu ve uzun yıllardır ertelenen altyapı yatırımlarının hızla devreye girmesinin beklendiğini söyleyen İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Hepşen, yeniden yapılanma sürecinde Türk şirketlerinin ilk sıralarda yer alacağını söyledi.  

Türk müteahhitlik sektörünün yalnızca bina inşasında değil; otoyol, havalimanı, şehir hastanesi, toplu konut ve ulaştırma projelerinde çok farklı coğrafyalarda ciddi bir deneyim birikimi oluşturduğuna dikkat çeken Hepşen, “İran ile kara sınırının bulunması, lojistik maliyet avantajı, kültürel yakınlık ve bölgeyi tanıyan insan kaynağı Türk firmalarını doğal adaylardan biri haline getiriyor” dedi.

ASIL BÜYÜK FIRSAT MODERNİZASYONDA

Müteahhitlik açısından en büyük fırsatın klasik üstyapı projelerinden ziyade enerji ve endüstriyel tesislerde ortaya çıkacağını belirten Prof. Dr. Ali Hepşen, İran'ın dünyanın en büyük doğalgaz ve petrol rezervlerine sahip olmasına rağmen yaptırımlar nedeniyle rafineri ve petrokimya tesislerinde ciddi bir modernizasyon ihtiyacı biriktiğini hatırlattı.

Olası bir normalleşmede yalnızca yeni tesislerin değil, mevcut tesislerin verimlilik ve teknoloji yatırımlarının da gündeme geleceğini vurgulayan Prof. Dr. Hepşen, şunları söyledi: “Türk şirketleri son 20 yılda enerji santralleri, doğalgaz çevrim tesisleri, petrokimya yatırımları, endüstriyel üretim tesisleri ve büyük ölçekli EPC (Mühendislik, Tedarik ve İnşaat) projelerinde önemli deneyim kazandı. Özellikle Orta Doğu, Kuzey Afrika, Orta Asya ve Körfez ülkelerinde elde edilen tecrübe, İran pazarı için çok önemli bir referans niteliğinde.”

Yorumlar

Yorum yazmak için .

Yorumlar yükleniyor…