Yeraltı zenginlikleri borsada fiyatlanacak! Maden borsası geliyor

İstanbul Finans Merkezi bünyesinde kurulacak Maden Borsası, yalnızca bir alım-satım platformu değil, küresel ticarette finansal akımların merkezlerinden biri haline gelebilir. Uzmanlara göre bu adım, risk yönetimi kapasitesini artırarak yerli şirketlerin yurt dışı bağımlılığını azaltacak.

Giriş: 06.03.2026 - 09:27
Güncelleme: 06.03.2026 - 10:07
Yeraltı zenginlikleri borsada fiyatlanacak! Maden borsası geliyor

Türkiye’nin finansal altyapısını küresel standartlara taşıma hedefiyle İstanbul Finans Merkezi bünyesinde kurulacağı açıklanan Maden Borsası, ülkenin yeraltı kaynaklarını ekonomiye daha güçlü entegre etmesi ve finansallaştırması adına stratejik ve umut verici bir adım olarak öne çıkıyor.

Sadece fiziki bir alım-satım platformu olmanın ötesinde, Türkiye'yi uluslararası emtia ticaretinde fiyatları kabullenen değil, ‘fiyat belirleyen’ bir aktör konumuna yükseltme potansiyeli taşıyan bu girişim; yerli üreticinin risklerini yönetmesinden yabancı sermayenin ülkeye çekilmesine kadar geniş bir yelpazede fırsatlar barındırıyor.

Küresel devlerin hakimiyetindeki emtia piyasalarında bu hedeflere ulaşmak güçlü bir altyapı, teşvik ve piyasa derinliği gerektirse de doğru kurgulanıp işletilecek bir borsa, Türkiye'nin cari açık yükünü hafifletme ve küresel ticaretteki ağırlığını artırma yolunda kritik bir kaldıraç işlevi görebilir.

İstanbul Finans Merkezi bünyesinde kurulacak maden borsası, piyasa profesyonelleri tarafından da Türkiye ekonomisi için stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor. Projenin sadece bir alım-satım platformu olmanın ötesinde, Türkiye'yi küresel ticarette bir ‘finansal akım merkezi’ne dönüştürme potansiyeli taşıdığını belirten Emtia Piyasaları Uzmanı Zafer Ergezen, bu adımın başarıya ulaşması için atılması gereken kritik adımlara dikkat çekti.

Yeraltı zenginlikleri borsada fiyatlanacak! Maden borsası geliyor

RİSK YÖNETİMİ KOLAYLAŞACAK
Kurulacak emtia ve maden borsasının reel sektöre sağlayacağı en büyük katkının ‘risk yönetimi’ olacağını vurgulayan Ergezen, şu an birçok Türk şirketinin fiyat dalgalanmalarından korunmak (hedge etmek) için yurt dışı borsalarda işlem yapmak zorunda kaldığını hatırlattı. Ergezen, şöyle konuştu: “Bu işlemlerin yurt içine taşınması hem iç piyasadaki likiditeyi artıracak hem de firmaların finansal risklerini minimize edecektir. Özellikle savaş gibi küresel krizlerin yaşandığı dönemlerde emtia fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı yerli borsa, şirketlerimize çok önemli bir koruma kalkanı ve opsiyon sunacaktır.”

DERİNLİK SAĞLANMALI
Dünyada vadeli işlemler ve emtia borsalarının ABD ve Londra gibi merkezlerin tekelinde olduğuna dikkat çeken Ergezen, fiziki bir borsa açmanın tek başına yeterli olmayacağının altını çizdi. Başarının anahtarının ‘piyasa derinliği’ olduğunu belirten uzman isim, “Borsanın açılması ayrı, o borsada derinliğin olması bambaşka bir şey. Hükümetin ve devletin uygulayacağı politikalar, vereceği teşvikler ve şirketleri buraya yönlendirmesi borsanın gelişimini doğrudan etkileyecektir” dedi. Ergezen, yeterli derinliğin ve emtia çeşitliliğinin sağlanması halinde Türkiye'nin dünya ticaretinde çok daha aktif bir rol üstlenebileceğini ifade etti.

Yeraltı zenginlikleri borsada fiyatlanacak! Maden borsası geliyor

TEK MERKEZDE TOPLANMALI
Türkiye'nin coğrafi konumu gereği birçok emtiada ithalatçı, ihracatçı ve transit geçiş yolu üzerinde bulunduğunu hatırlatan Ergezen, Türkiye'nin özellikle ‘bor’ gibi metallerde küresel çapta ön plana çıktığını belirtti. Sadece altın, gümüş ve bakır gibi klasik varlıkların değil; bor, diğer madenler ve tarım emtiasının da bu platformda işlem görmesi gerektiğini savunan Ergezen, “Türkiye'de halihazırda tarım emtiası ile ilgili borsalar var, ancak kısıtlı ve derinlikleri az. Tüm bunların devlet desteğiyle merkezileştirilerek tek bir güçlü borsa çatısı altında toplanması, Türkiye'ye üreticisi olduğu ürünler için devasa bir pazar oluşturma imkânı verecektir” diye konuştu.

EKONOMİK BÜYÜMEYE KATKI
Projenin başarıya ulaşması için meseleye sıradan bir alım-satım merkezi olarak bakılmaması gerektiği uyarısında bulunan Zafer Ergezen, şöyle konuştu: “Burası uluslararası para akımlarının yaşandığı bir finansal merkez olmalı. Hem küresel yatırımcılar için bir fırsat sunmalı hem de devletin stratejik olarak gördüğü emtiada gelecek planlaması yapabileceği bir üs haline gelmeli. Devletin ve hükümetin bu borsayı sadece ticari bir platform değil; ülkenin kalkınması, risklerin yönetilmesi ve uluslararası para akımlarında aktif rol alınması adına 'stratejik bir hamle' olarak görmesi, Türkiye'nin gelecekteki büyüme hedeflerine ulaşmasında çok büyük katkı sağlayacaktır.”

‘FİYAT BELİRLEYİCİ OLMA’ PROJENİN GELECEĞİNİ BELİRLER 
İstanbul Finans Merkezi'nde kurulacak maden ve emtia borsasına makroekonomik pencereden bakan İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu ise projenin ülkeye getireceği avantajların yanı sıra, küresel rekabetteki zorluklara da mercek tuttu.

Yeraltı zenginlikleri borsada fiyatlanacak! Maden borsası geliyor

Bir ülkenin emtia borsası kurmasının, o ülkenin küresel ekonomideki belirleyici rolüne doğrudan katkı sağlayacağını belirten Prof. Dr. Aslanoğlu, başarının formülünü yabancı yatırımcı ilgisi ve işlem hacmi olarak özetledi. Türkiye'nin tarımsal ürünler ve ‘bor’ gibi spesifik madenlerde önemli bir üretici konumunda olduğunu hatırlatan Aslanoğlu, şöyle devam etti: “Borsanın nasıl bir hacimde işlem göreceği ve yabancı yatırımcının bu piyasada ne boyutta yer alacağı son derece mühim. Türkiye'nin güçlü olduğu ürünlerde ana fiyat belirleyicilerden biri olması; ülkeye sermaye çekmek ve gerçek bir finans merkezi olmak adına büyük artılar getirecektir. Ancak piyasanın derinliği ve dünya fiyatlarının belirlenmesindeki rolü projenin kaderini çizecektir. O yüzden fikir kadar işleyiş de önemli.”

CARİ AÇIĞA DOLAYLI ETKİ
Maden borsasının Türkiye'nin kanayan yarası olan cari açık problemine olası etkilerini de değerlendiren Prof. Dr. Aslanoğlu, doğrudan bir mucize beklemek yerine meselenin yapısal boyutuna dikkat çekti. Türkiye'nin ithalat faturasında emtia ve hammaddelerin çok ciddi bir yer tuttuğunu vurgulayan Prof. Dr. Aslanoğlu, “Bu ara mallara ödediğimiz fiyatların rekabetçi olmaması ve aşırı yüksek seyretmesi cari açığımızı dolaylı yoldan olumsuz etkiliyor. Kurulacak borsa sayesinde daha doğru, adil (fair) ve satıcı kâr marjının daha düşük olduğu rekabetçi fiyatların oluşması mümkün olabilir. Türkiye'nin fiyat belirleme gücünü ortaya koyacak böyle bir gelişme, ithalat faturamızı azaltarak cari açığa dolaylı ancak olumlu bir etki yapabilir” dedi.

UZUN VADELİ HEDEF GEREK
Emtia piyasalarındaki küresel tekelin kırılmasının kolay olmadığını belirten Prof. Dr. Aslanoğlu, özellikle altın ve enerji faturasındaki yüksek maliyetlere dikkat çekerek, beklentilerin rasyonel tutulması gerektiği uyarısında bulundu. Prof. Dr. Aslanoğlu, şöyle konuştu: “Türkiye'de bu küresel fiyatları etkileyecek kadar büyük ve güçlü bir piyasanın oluşması kısa vadede çok kolay olmayabilir. Örneğin altının küresel fiyatı büyük ihtimalle Hong Kong'da kurulacak olan yeni altın borsasında belirlenmeye devam edecek. Keza biz bir enerji üreticisi olmadığımız için enerji fiyatlarının Londra ve Chicago ekseninin dışına çıkması, Türkiye'de belirlenmesi çok zor görünüyor.”

Enerji ve altın gibi dev kalemlerde Türkiye'nin ana ithalatçı konumunda olduğunu hatırlatan Aslanoğlu, bu alanlarda fiyat belirleme gücünün kısıtlı kalacağını, bu nedenle borsanın yaratacağı makroekonomik etkilerin şimdilik ‘sınırlı ama kısmi artılar sağlayacak’ bir düzeyde okunması gerektiğini ifade etti.