Giriş: 13.02.2026 - 08:53
Güncelleme: 13.02.2026 - 08:53
HİKMET BAYDAR

HİKMET BAYDAR

Dünya Altın Konseyi (WGC) verilerine göre 2022, 2023 ve 2024 yıllarında gördüğü rekor seviyelerin ardından net altın alımı 2025 yılında 863 ton olarak gerçekleşti. 2024 yılında bu rakam 1045 ton idi. Dünya Altın Konseyi, bu durumun merkez bankalarının altın fiyatlarındaki yükselişe tamamen kayıtsız kalmadığını gösterdiğini düşünüyor. 


Genel olarak merkez bankalarının altın alımı azalırken Polonya altın alımını yüzde 14 oranında artırarak savaşa karşı tedbir almış görüntüsü veriyor. 24 merkez bankasının incelendiği çalışmada 22’sinin altın rezervlerini artırdığı, toplam alımların büyük bölümünün ise yedi kurum tarafından gerçekleştirildiği kaydedildi. Bu durum, ABD dolarına karşı artan temkinli yaklaşımı yansıtıyor. Dolar endeksinde 96 seviyelerine kadar gelen düşüş ve ABD tahvillerinde faizlerin yükseliş baskısı da dolar ve ABD riskinden kaçınıldığını açık bir şekilde gösteriyor.


YATIRIM FONLARI

Merkez bankalarının altın alımları yavaşlarken, piyasa aktörlerinden ETF’lerin varlığında önemli artışlar görülmeye başlandı. ETF’nin anlamı borsa yatırım fonlarıdır. Yatırım fonlarından önemli farkları var. Yatırım fonlarının getirileri, fonun portföyündeki varlıkların performansına dayanırken, ETF'lerin getirileri endeksin veya izlenen varlığın performansına bağlıdır. ‘Helal yatırım fonları’ gibi özel temalara sahip fonlar, yatırımcıların etik ve dini hassasiyetlerine uygun seçenekler sunar. İşte kritik konu da burada başlıyor. Çünkü altın piyasasındaki yükselişin liderliği merkez bankalarından ETF’lere geçmiş durumda.


Yatırım fonları altına endeksli getiri sunduklarında, getiriler cazip geldikçe fon girişi sağlarlar. İşte bu fon girişleri fiyat ne olursa olsun, fon dağılımının bozulmaması için yeni altın alımlarını da zorunlu kılar. Fon girişi olduğu sürece herhangi bir sorun ortaya çıkmaz. Ancak altın getirisi azalırsa ve yatırımcıyı memnun edemezse, işte o zaman ciddi sorunlarla karşılaşabiliriz. 


Yatırım fonlarına para yatıranlar getiriden memnun kalmazlarsa, yatırım fonlarını iade etmeye başlarlar. O zaman da fonu yönetenler, oransal dağılımı korumak için altın satışına geçmek durumunda kalırlar ya da altın getirisini endeksledikleri enstrümanlardan çıkarlar. O zaman da altın fiyatlarında ciddi düşüşler gelebilir.


SÜRPRİZ DAVRANIŞLAR

Piyasa derinliği bu alım ve satım dalgalanmasının şiddetini belirleyecektir. Ancak son hareketler, ciddi dalgalanmalar bizlere ETF ağırlıklı bir piyasa olduğunu da açıkça gösterdi. 


Bu durumda net bir şekilde şunu söyleyebiliriz. Altın daha önce merkez bankalarının elde tutmak ve dolardan çıkmak için sığınılacak güvenli bir liman iken, şimdi getiri odaklı ETF’lerin ilgi alanında olması nedeniyle daha çok spekülatif amaçla pozisyon alınan bir finansal ürün haline geldi. 


Bu durumda kaldıraçlı işlemler ciddi kâr/zarar potansiyeli taşıdığından dikkatli olmak gerekir. Altın istikrarlı çıkış yerine dalgalı ve kimi zaman öngörülemez, sürpriz davranışlarla yatırımcısını şaşırtabilir. Tıpkı 29 Ocak-2 Şubat 2026 tarihleri arasında olduğu gibi. Öyle ki ‘stop’ dediğimiz zararı durdurucu otomatik emirlerin devreye girmesi bile söz konusu olabilir.


O yüzden altında spekülasyonların artışına karşı son derece dikkatli davranmanın zamanı geldi.