Türkiye yüzyılı vizyonu ve terörsüz Türkiye! Prof. Dr. Kerem Alkin yazdı...

Bu haftaki yazısında Türkiye Yüzyılı vizyonunun toplumsal barış ve ekonomik kalkınma üzerine kurulu büyük bir medeniyet hamlesi olduğunu belirten Prof. Dr. Kerem Alkin, ülkenin artık terörü gündeminden tümüyle çıkaran bir güç haline geldiğini ifade etti.

Giriş: 13.02.2026 - 10:26
Güncelleme: 13.02.2026 - 10:26
Türkiye yüzyılı vizyonu ve terörsüz Türkiye! Prof. Dr. Kerem Alkin yazdı...

İstanbul Ticaret Gazetesi yazarı Prof. Dr. Kerem Alkin, bu haftaki yazısında "Türkiye Yüzyılı" vizyonunun en kritik aşaması olarak "Terörsüz Türkiye" hedefini işaret etti. Alkin; toplumsal, ekonomik, askeri ve devlet kapasitesi olmak üzere dört temel sütun üzerinde yükselen bu vizyonun, Türkiye'yi küresel ölçekte rekabet edebilir bir donanıma kavuşturmayı hedefleyen bir medeniyet hamlesi olduğunu belirtti. Savunma sanayisindeki teknolojik devrimden ekonomik büyüklüğün 1,7 trilyon dolara ulaşmasına kadar pek çok veriyi analiz eden Alkin, Türkiye'nin artık terörü gündeminden çıkaran, bilim ve üretim odaklı yeni bir dönemin kurucu aktörü olduğunu vurguladı.


Prof. Dr. Kerem Alkin'in bu haftaki yazısı şöyle:


Türkiye yüzyılı vizyonu ve terörsüz Türkiye!
Türkiye Yüzyılı Vizyonu, özünde bugünün ve geleceğin Türk gençliğini; teknolojide, bilimde, savunmada, ekonomide, sanatta ve sporda dünya ile rekabet edebilecek bir donanıma kavuşturmayı hedefleyen büyük bir kalkınma ve medeniyet hamlesidir. Bu vizyon, sadece bugünü değil, yarının Türkiye’sini de inşa etme iddiasıdır.


Muhakkak ki, bu büyük hedefin hayata geçebilmesi için en temel şartlardan biri, ülkenin mutlak güvenliği, huzuru ve istikrarıdır. İşte bu nedenle ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi, Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun en kritik ve vazgeçilmez aşamalarından birini oluşturuyor.


Bugün Türkiye, terörle mücadelede tarihi bir eşiği geride bıraktı. Bu meseleyi yalnızca güvenlik boyutuyla değil; sosyolojik, ekonomik ve toplumsal yönleriyle ele alabilecek bir olgunluğa ulaştı. Bu noktaya gelinmesinde en büyük pay ise vatanımız uğruna canlarını hiçe sayan şehitlerimizin ve gazilerimizin destansı kahramanlığıdır. Başka birçok ülkenin ve toplumun kolaylıkla dağılabileceği, çözülebileceği bir ortamda Türkiye; dünyanın en tehlikeli terör örgütlerine karşı millet-devlet el ele, tarihi bir mücadele ortaya koydu. Bu mücadele, yalnızca silahla değil; inançla, sabırla, birlikle ve kararlılıkla kazanıldı.


DÖRT TEMEL KAPASİTE
Bugün ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine yaklaşabiliyorsak, bunu dört temel kapasiteye borçluyuz: Toplumsal kapasite, ekonomik kapasite, askeri kapasite ve devlet kapasitesi. 1990’lı yılların Türkiye’sinde bu dört alanda da ciddi sıkıntılar söz konusuydu. Toplumumuzun özgüveni zayıftı, ekonomik imkanlar sınırlıydı, savunma sanayi dışa bağımlıydı ve devlet mekanizması yeterli etkinliğe sahip değildi.


Güçlü bir toplumsal kapasite, öncelikle özgüven ve mukavemet gerektirir. Son 25 yılda Türkiye, toplum olarak kendine güvenini yeniden kazandı, zorluklar karşısında dirençli bir yapı inşa etti. Bu özgüvenin en somut göstergelerinden biri, 15 Temmuz gecesi milletimizin FETÖ’nün darbe girişimine karşı gösterdiği tarihi ve destansı direniştir. O gece, sadece bir darbe girişimi değil, Türkiye’nin geleceği de milletin iradesiyle kurtarıldı. Ekonomik kapasite açısından da Türkiye son 25 yılda büyük bir dönüşüm yaşadı. 1990’ların sonunda 300 milyar dolara dahi zor ulaşan GSYH’yi, kişi başına 2 bin dolar civarındaki milli geliri ve 30 milyar doları zor bulan ihracatıyla sınırlı imkanlara sahip bir ülkeydik.


Bugün ise 1.7 trilyon dolara ilerleyen bir GSYH, 15 bin dolara yaklaşan kişi başına milli gelir ve 272 milyar dolara ulaşan ihracat hacmiyle ayakları yere sağlam basan, güçlü bir ekonomik yapıya sahibiz. Türkiye, 2000’li yılların başında, yılda ancak 1.5 milyar dolar Ar-Ge harcaması yapabilen bir ekonomiden, bugün 35 milyar dolarlık Ar-Ge yatırımı yapan bir ülkeye dönüştü. Bu ekonomik güç, doğrudan askeri kapasitemize de yansımış durumda. Yerli ve milli savunma sanayinde gözlenen dev atılımlar, Türkiye’yi dünyada saygı duyulan bir aktör haline getirdi. Mangal yürekli girişimcilerimiz ve geleceği inşa eden savunma şirketlerimiz sayesinde İHA, SİHA ve dron teknolojilerinde dünya savunma doktrinlerini değiştiren bir seviyeye ulaşılmış durumdayız.


Bugün oluşturduğumuz askeri kapasitemiz sayesinde terör örgütleri inlerinden parmak uçlarını dahi çıkaramaz hale geldi. Türkiye, yeni nesil savunma platformlarında dünyanın en iddialı üretici ve ihracatçı ülkeleri arasına girdi. Dün ambargo uygulayan, Türkiye’yi yalnız bırakmaya çalışan ülkelerin bugün işbirliği teklifleriyle kapımızı çalması, bu başarının en açık göstergesidir. Ancak geçmişte bir NATO müttefikine karşı sergilenen bu tutumlar, asla unutulmaması gereken ibretlik örneklerdir. Son 25 yılda inşa edilen devlet kapasitesi ise belki de tüm bu başarıların üzerinde bir anlam taşıyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü, kararlı ve vizyoner liderliğinde, Türkiye’de etkin, hızlı ve çözüm üreten bir devlet yapısı oluşturuldu. Mega projeler, altyapı ve üstyapı yatırımları sayesinde Türkiye, dünya standartlarında bir hizmet kapasitesine kavuştu.


1999 depremlerinin yaralarının sarılması yıllar alırken, ‘asrın felaketi’ olarak nitelenen 11 ilimizi kapsayan büyük depremlerin ardından, üç yıl içinde 500 bin konutun inşa edilmesi, bu kapasitenin en somut göstergesidir. Bugün Türkiye’nin en ücra köşesinde dahi vatandaş, devletin şefkatini, koruyuculuğunu ve hizmetini hissediyor. Bu güçlü devlet yapısı, terörle mücadelenin de en önemli dayanağıdır.


BİLİMİN, ÜRETİMİN, KARDEŞLİĞİN YÜZYILI
Türkiye Yüzyılı Vizyonu; güçlü toplum, güçlü ekonomi, güçlü ordu ve güçlü devlet üzerine inşa ediliyor. Bu dört sütun bir araya geldiğinde, terörle mücadele de kalıcı başarıya ulaşıyor, huzur ve istikrar sürdürülebilir hale geliyor. Terörsüz Türkiye hedefi, sadece bir güvenlik meselesi değildir. Aynı zamanda kalkınmanın, refahın, toplumsal barışın ve ortak geleceğin teminatıdır. Gençlerimizin hayallerini özgürce kurabildiği, girişimcilerimizin cesaretle yatırım yaptığı, bilim insanlarımızın dünyayla yarıştığı bir Türkiye’nin yolu, huzurlu bir iklimle adeta katlanacaktır.


Bugün gelinen noktada Türkiye, artık terörü tümüyle gündeminden çıkaran bir ülke olma yolundadır. Bu büyük dönüşüm, milletin kararlılığı, devletin kapasitesi ve Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği sayesinde mümkün oldu. Türkiye Yüzyılı, terörün değil; bilimin, üretimin, sanatın, sporun ve kardeşliğin yüzyılı olacaktır. Bu yürüyüş, sadece bugünün değil, gelecek nesillerin de onurla taşıyacağı bir miras olarak tarihe geçecektir.