SAHA 2026, Türk savunma sanayinin yalnızca platform geliştiren bir yapıdan çıkarak, entegre harekât çözümleri sunan küresel bir oyuncuya dönüştüğünü ortaya koydu. Fuarda imza atılan yaklaşık 8 milyar dolarlık ihracat sözleşmesi, milli platformlara yönelik uluslararası ilginin de giderek arttığını gösterdi. İnsansız savaş uçağı KIZILELMA’nın Endonezya’ya ihracatı ve Milli Muharip Uçak KAAN’ın seri üretim sürecine ilişkin gelişmeler, fuarın en çok konuşulan konuları arasında yer aldı.
75’TEN FAZLA ÜLKE
İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen SAHA 2026, 150 binden fazla ziyaretçiyle 75’i aşkın ülkeden delegasyonu ağırladı. Fuarda, 55 yabancı bakan ve bakan yardımcısı da Türkiye’deki savunma sanayi şirketleriyle temaslarda bulundu. SAHA 2026’da, 200’den fazla yeni ürün tanıtılırken, tedarik zinciri ve uluslararası işbirliği açısından yaklaşık 30 bine yakın B2B görüşme gerçekleş- tirildi. Bu tablo, SAHA’nın yalnızca bir sergi alanı değil; ihracat, ortak üretim, teknoloji transferi ve yeni pazar arayışları açısından da önemli bir buluşma noktası haline geldiğini gösterdi.
TEKİL ÜRÜNDEN BÜTÜNLEŞİK ÇÖZÜME
SAHA 2026’da dikkat çeken en önemli eğilimlerden biri, savunma sanayinde tekil ürünlerden tümleşik çözümlere geçiş oldu. Sektör, hava savunma sistemleri, elektronik harp çözümleri, radarlar, elektro-optik sistemler, taktik veri bağları ve akıllı mühimmatları artık birbirinden bağımsız ürünler olarak değil, müşterek harekât mimarisinin bileşenleri olarak konumlandırıyor. Fuarda Milli Muharip Uçak KAAN, Bayraktar KIZILELMA ve Çelik Kubbe’nin ana bileşenlerinin yanı sıra elektronik harp sistemleri, yeni nesil radar çözümleri, elektro-optik sistemler, taktik veri bağları, akıllı mühimmatlar, FPV dronlar ve dronsavar teknolojileri de fuarın dikkat çeken ürünleri arasında yer aldı.

ÇELİK KUBBE VİZYONU
Fuarda öne çıkan başlıklardan biri de Türkiye’nin çok katmanlı hava savunma vizyonu oldu. Çelik Kubbe, yalnızca bir hava savunma sistemi olarak değil, radar, komuta-kontrol, elektronik harp, elektro-optik, füze ve karşı-dron çözümlerini aynı ağda buluşturan stratejik bir savunma mimarisi olarak konumlanıyor. Bu yaklaşım, Türkiye’nin hava savunma alanında bağımsız, entegre ve çok katmanlı bir yapı kurma hedefini güçlendiriyor.
HEDEF 11 MİLYAR DOLAR
Savunma sanayinde son yıllarda hızlanan yerlileşme ve teknoloji yatırımları, sektörün ihracat performansına da doğrudan yansıyor. Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatı 2025’te 10 milyar dolar eşiğini aşarken, 2026 yılı hedefi ise 11 milyar doların üzerine çıkmak. SAHA 2026’da imzalanan yaklaşık 8 milyar dolarlık ihracat sözleşmesi de bu hedefe giden yolda sektörün güçlü bir ivme yakaladığını gösteriyor.

TALEP ÜRÜNE DÖNÜŞÜYOR
Son yıllarda Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki çatışmalar ve bölgesel gerilimler, savunma teknolojilerinde hızlı değişimi beraberinde getirdi. İnsansız sistemler, yapay zeka, elektronik harp, dronsavar çözümleri ve mühimmat üretim kapasitesi, modern savaş alanının en önemli gündemini oluşturuyor. SAHA 2026’da sergilenen ürünler, Türk savunma sanayinin bu değişen ihtiyaçlara hızlı uyum sağlayabildiğini gösterdi. Sektör, sahadan gelen geri bildirimleri ürün geliştirme süreçlerine yansıtarak daha pratik, daha hızlı ve daha entegre çözümler üretmeye odaklanıyor.
KÜRESEL PAZARDA YENİ EŞİK
Bundan sonraki dönemde ihracat finansmanı, tedarik zinciri dayanıklılığı, uluslararası ortaklıklar, insan kaynağı ve mevzuat uyumu gibi alanlar, bu büyümenin sürdürülebilirliği açısından belirleyici olacak. SAHA 2026’nın verdiği mesaj ise; Türk savunma sanayi artık yalnızca ürün satan değil, teknoloji, sistem ve harekât vizyonu ihraç eden bir ekosisteme dönüşüyor.

KAAN’DA SERİ ÜRETİM EŞİĞİ
SAHA 2026’da atılan kritik imzalardan biri, Milli Muharip Uçak KAAN için Savunma Sanayii Başkanlığı ile TUSAŞ arasında yapılan seri üretim sözleşmesi oldu. Sözleşme kapsamında 2028’den itibaren 2030 sonuna kadar 20 adet Blok-10 KAAN uçağının Türk Hava Kuvvetleri’ne teslim edilmesi hedefleniyor.
YERLİ TF35000 MOTORU
Bu adım, KAAN projesinde prototip ve test sürecinden seri üretim safhasına geçişi temsil ediyor. TEI ve TRMotor iş ortaklığıyla geliştirilen TF35000 turbofan motorunun devreye alınmasıyla birlikte KAAN’ın ilerleyen bloklarda yerli güç sistemiyle görev yapması planlanıyor. KAAN’ın seri üretim sürecine girmesi, Türkiye’nin beşinci nesil savaş uçağı geliştirme iddiasında kritik bir aşamayı geride bıraktığını gösterirken, savunma sanayinde uzun vadeli bağımsızlık hedefinin de en önemli başlıklarından biri olarak öne çıktı.

KIZILELMA ENDONEZYA YOLUNDA
Baykar ile Endonezya arasında yapılan KIZILELMA insansız savaş uçağı sözleşmesi, fuarda imzalanan en dikkat çekici ihracat anlaşmalarından biri oldu. Anlaşma, KIZILELMA’nın ilk ihracat başarısı olması nedeniyle yalnızca Türkiye için değil, dünya insansız savaş uçağı pazarı açısından da önemli bir gelişme.
60 KIZILELMA
Anlaşmanın, 12 adedi kesin, 48 adedi opsiyon olmak üzere toplam 60 uçaklık bir çerçeveye sahip olduğu belirtildi. Teslimatların 2028’den itibaren başlaması hedefleniyor. Bu sözleşme, Türk savunma sanayinin artık yalnızca taktik sınıf insansız hava araçlarında değil, jet motorlu insansız savaş uçağı kategorisinde de uluslararası pazara çıktığını gösterdi. KIZILELMA’nın Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girmeden ihracat başarısı yakalaması, ürüne ve Türkiye’nin insansız sistemler alanındaki mühendislik kabiliyetine duyulan güvenin göstergesi olarak değerlendiriliyor.