ABD-İsrail ile İran arasında 21 gündür süren karşılıklı çatışmalarda tansiyon düşmüyor. Savaşın uzaması, enerji tesislerine yapılan saldırılar ve Hürmüz Boğazı’nın geleceği; savaşın küresel piyasalarda türbülans yaratmasına neden olurken, ekonomiyi de enflasyon tehdidiyle tedirgin ediyor.
Petrol fiyatları üzerinden yapılan projeksiyonlarda, çatışmaların uzaması senaryosu en kötü projeksiyon olarak ele alınırken, petrol fiyatlarında oluşabilecek sert yükseliş tedirgin ediyor.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında enerji tesislerinin yoğunluğunun artması riskleri de artırırken, bölgedeki kesintilerin gelecek ay da sürmesi halinde tansiyonu yüksek seyreden petrolde yükselişlerin devam edebileceği değerlendiriliyor.
EN KÖTÜ SENARYO
Wall Street Journal’ın haberine göre, Suudi Arabistanlı yetkililer, petrolde arz daralmasının sürmesi halinde varil başına 180 doların üzerinde fiyatların görülebileceğini öngörüyor. Piyasada en kötü ihtimallerden biri olarak öne çıkan bu projeksiyon, İran ve Ortadoğu’daki enerji altyapılarını hedef alan saldırılar sonrası ortaya çıktı.
Bölgedeki tansiyonun yükselmesi, çatışmanın daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceği endişelerini artırmaya devam ediyor. İsrail’in dünyanın en büyük doğal gaz sahası olarak bilinen Güney Pars’a yönelttiği saldırılar, İran’ın da sert karşılık vermesine neden olurken, enerji arz güvenliğine yönelik riskleri de artmaya devam etti.
MALİYETLER YÜKSELİYOR
İran, misillemelerinde petrol tesislerini hedef alırken, Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı’nı büyük ölçüde kapalı tutması küresel arzı doğrudan etkileyerek, petrol ve doğal gaz fiyatlarında hızlı yükselişe neden oluyor.
Yükselen petrol fiyatları üretici ülkelerin gelirlerini artırırken, tüketici tarafında ciddi bir maliyet baskısı oluşturuyor. Fiyatların aşırı yükselmesi halinde “küresel talep zayıflayarak, maliyetleri sürdürülemez hale getirebilir” uyarıları da dikkat çekiyor.