Osmanlı külliyesi üzerinden medeniyet tasavvuru

Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Bilim ve Değerlendirme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sadettin Ökten, Osmanlı külliyesini yalnızca bir yapı topluluğu değil, insanı merkeze alan bir medeniyet anlayışının mekâna yansıması olarak değerlendirdi.

Giriş: 03.04.2026 - 10:04
Güncelleme: 03.04.2026 - 10:04
Osmanlı külliyesi üzerinden medeniyet tasavvuru

ERTAN ERYILMAZ

İstanbul Ticaret Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Topluluğu tarafından düzenlenen ‘Medeniyet Tasavvuru Bağlamında Osmanlı Külliyesi’ başlıklı programa konuşmacı olarak katılan Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Bilim ve Değerlendirme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sadettin Ökten, Osmanlı külliyesinin yalnızca cami, medrese, çarşı, hastane ya da farklı yapılardan oluşan fiziksel bir bütün olmadığını belirterek, “Bu yapının arkasında güçlü bir dünya görüşü bulunuyor” dedi.


MİMARİ SADECE TEKNİK DEĞİL DEĞERLER SİSTEMİ

Mimariyi yalnızca teknik bir üretim alanı olarak değil, aynı zamanda bir değerler sisteminin görünür hâle gelmesi olarak değerlendiren Prof. Dr. Ökten, bir topluma ait mimari eserlerin, o toplumun hayata, insana ve varlığa bakışını yansıttığını belirtti.


Cami etrafında şekillenen külliye düzeninin, hayatın farklı alanlarını birbirinden koparmadan bir bütün içinde bir araya getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Sadettin Ökten, ibadetin, eğitimin, sosyal hayatın ve günlük ihtiyaçların aynı medeniyet ufku içerisinde karşılandığını dile getirdi.


MODERN ŞEHİRLERİN İHTİYAÇLARI

Prof. Dr. Ökten, modern şehirlerin büyük ölçüde ihtiyaç, verimlilik ve işlev merkezli bir anlayışla kurulduğunu; buna karşılık külliyelerin insanı sadece fiziksel ihtiyaçlarıyla değil, zihni ve duygusal boyutlarıyla birlikte ele aldığını belirtti. Prof. Dr. Ökten, “Modern dönemde gökdelenler, alışveriş merkezleri ve büyük ölçekli yapılar arasında sıkışan insan çoğu zaman nesneleşti. Osmanlı külliyesinde ise insan merkeze alındı ve mimari insanı ezmeyen, aksine ona yön veren bir ölçü duygusuyla şekillendi. Geçmişte inşa edilen bu yapılar bugüne sadece nostaljik birer hatıra olarak değil, insan ölçeğini ve hayat bütünlüğünü hatırlatan önemli örnekler olarak taşındı” dedi.