ABD, İsrail ve İran ekseninde tırmanan jeopolitik gerilim, küresel emtia piyasalarını sarsmaya devam ediyor. Çatışmaların enerji tedarik hatlarından çıkarak sanayi altyapılarına sıçramasıyla birlikte Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki (BAE) kritik alüminyum izabe tesisleri zarar gördü. Enerji koridoru Hürmüz Boğazı'ndaki lojistik krizle birleşen tesis hasarları, küresel alüminyum tedarikinde sert bir daralmaya yol açarken, piyasalarda fiyat şokları baş gösterdi.
KÜRESEL ARZ DARALDI
Orta Doğu'daki savaş dinamikleri, sanayi metalleri tedarik zincirinde büyük kırılmalara neden oluyor. Dünyanın en büyük alüminyum üreticileri arasında stratejik bir konuma sahip olan BAE ve Bahreyn'deki izabe tesislerinin hedef alınması, küresel üretim hatlarına ağır bir darbe indirdi. Tesislerdeki fiziksel hasarın yanı sıra, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini tehdit etmesi, üretilen külçelerin Asya ve Avrupa pazarlarına sevkiyatını durma noktasına getirdi. Shanghai Metals Market (SMM) verileri, küresel arzda son yılların en belirgin daralmasının yaşandığına işaret ediyor. Enerji yoğun bir sektör olan alüminyum üretiminin, hem izabe tesislerindeki hasar hem de bölgedeki enerji santrallerine yönelik riskler nedeniyle orta vadede de toparlanamayacağı belirtiliyor.
FİYAT 4 YILIN ZİRVESİNİ GÖRDÜ
Tedarik zincirindeki bu ani çöküş, geçtiğimiz haftalarda uluslararası borsalarda anında fiyatlandı. Londra Metal Borsası'nda (LME) işlem gören alüminyum kontratları, saldırı haberlerinin ardından tek seansta yüzde 6 oranında sert bir yükseliş kaydederek son 4 yılın zirvesine yaklaştı. Piyasada oluşan panik alımları ve arz açığı endişesi, fiyattaki yukarı yönlü ivmeyi destekliyor. Uluslararası emtia analistlerine göre, Hürmüz Boğazı’ndaki kapanma krizinin kalıcı hale gelmesi veya tesislere yönelik saldırıların devam etmesi durumunda, alüminyumun ton fiyatının 4 bin dolar barajını aşarak yeni tarihi rekorlar kırması bekleniyor.
Özellikle Asya ve Avrupa merkezli sanayi devlerinin alternatif tedarikçi bulmakta zorlanması, piyasalarda durgunluk içinde enflasyon anlamına gelen ‘stagflasyon’ korkularını tetiklemiş durumda. Kurumların yayımladığı analizlerde, küresel merkez bankalarının faiz indirim döngüsüne hazırlandığı bir dönemde gelen bu sanayi metali şokunun, makroekonomik dengelerin yeniden bozulmasında etkili olabileceği ve üretici fiyat endekslerinde (ÜFE) yeni bir yükseliş dalgasına katkıda bulunabileceği ifade ediliyor.
ALÜMİNYUM NEDEN KRİTİK?
Orta Doğu'da yaşananlar sonrası piyasalardaki dalgalanmanın küresel ekonomi için taşıdığı riskleri anlamak için alüminyumun sanayideki konumuna bakmak gerekiyor. Çelikten sonra dünyada en çok kullanılan ikinci metal olan alüminyum; hafifliği, yüksek korozyon direnci ve üstün iletkenliği nedeniyle modern endüstrinin omurgası konumunda. Otomotiv (özellikle elektrikli araç bataryaları ve şasileri), havacılık, uzay sanayi, inşaat, savunma sanayi ve ambalaj sektörü alüminyumsuz düşünülemez. Dahası, rüzgar türbinleri, güneş panelleri ve elektrik iletim hatları gibi ‘yeşil enerji dönüşümü’ projelerinin ana hammaddesi. Dolayısıyla alüminyum fiyatlarındaki artış; otomobil fiyatlarından meşrubat kutularına, konut maliyetlerinden teknolojik cihazlara kadar geniş bir yelpazede maliyet enflasyonu yaratma potansiyeline sahip.