‘Nadir’de tedarik baskısını Türkiye kırabilir! Yeni çağın stratejik gücü

Birçok alanda kullanılan kritik mineraller ve nadir toprak elementleri, yüksek teknolojiye dayalı kalkınmanın yapı taşlarını oluşturuyor. Enerjinin ve teknolojinin belirleyici olduğu yeni çağda, ‘geleceğin petrolü’ denilen bu kaynakların üzerindeki kısıtlamalar küresel bir baskı oluşturuyor. Türkiye’nin yakında ‘Kritik Hammaddeler Stratejisi’ni duyurması ve endüstriyel tesis üretimine de bu yıl başlaması bekleniyor.

Giriş: 15.05.2026 - 09:27
Güncelleme: 15.05.2026 - 10:21
‘Nadir’de tedarik baskısını Türkiye kırabilir! Yeni çağın stratejik gücü

KritiK mineraller ve nadir toprak elementleri (NTE) artık sadece endüstriyel bir hammadde değil, teknolojik gelişme ve milli güvenlik için stratejik öneme sahip koz haline geldi. Enerjiden otomotive, savunmadan tüketici elektroniğine kadar birçok alanda bu hammaddelerin tedarikinin önemi giderek artıyor. Öyle ki ‘geleceğin petrolü’ denilen bu kaynaklar, ekonomilerin rekabet gücünü belirleyen ana güce dönüştü. Ancak kritik minerallerin ve nadir toprak elementlerinin belli ekonomilerin elinde olması, hatta satışın kısıtlanması, küresel ticareti ve büyümeyi baskılıyor. Bu baskı kaynakları kıt olan ülkelerin kalkınmasının önünde set oluşturuyor. Bu durum gelişmişlik seviyelerinde ve katma değerli ürünlerin ticaretindeki dengesizliği artırıyor. 


OECD Kritik Hammaddelere Yönelik ihracat Kısıtlamaları Envanteri’ne göre, dijital ve yenilenebilir enerji teknolojileri için kritik öneme sahip çeşitli minerallerde, ciddi bir ihracat kısıtlaması uygulanıyor. Envantere göre ihracat kısıtlamaları 2009-2024 döneminde yaklaşık 5 kat arttı. Envanterde verilen bir örneğe göre 2022-2024 arasında küresel kobalt ve manganez ihracatının yaklaşık yüzde 70’i en az bir ihracat kısıtlamasına tabi tutuldu. OECD tarafından izlenen kritik hammadde ticaretinin yüzde 16’sı en az bir ihracat kısıtlamasıyla karşılaştı. 


İSTANBUL’DA AÇIKLANDI 

OECD’nin önceki ay istanbul’da düzenlediği OECD Kritik Mineraller Forumu’nun da ana gündem maddesi bu kısıtlamalar oldu. OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann, istanbul’da yaptığı konuşmada, “ihracat kısıtlamaları, ihracat hacimlerini sınırlayarak ve fiyatları yükselterek, yüksek oranda yoğunlaşmış tedarik zincirlerinde tedarik zinciri kırılganlıklarını artırabilir. Bu önlemler konusunda şeffaflığın artırılması, kritik mineraller için daha açık ve çeşitlendirilmiş pazarların teşvik edilmesi, üretimi artırmak için çok ihtiyaç duyulan yatırımların teşvik edilmesi ve üretici ülkelerle karşılıklı yarar sağlayan ortaklıkların geliştirilmesi açısından kilit önem taşıyor” dedi. 

‘Nadir’de tedarik baskısını Türkiye kırabilir! Yeni çağın stratejik gücü

ÇİN SIKI KONTROL UYGULUYOR 

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY’nin Nadir toprak Elementleri Araştırması’na göre Çin, küresel NtE üretiminin yüzde 70’ini ve rafinasyon işlemlerinin yüzde 90’ını kontrol ediyor. Çin, ayrıca sinterlenmiş kalıcı mıknatıs üretiminde (PEtrM) yüzde 94 paya sahip. Araştırmada, jeopolitik risklere de dikkat çekildi. Çin’in, 2025’te yedi tip NtE için ihracat kontrolleri getirmesinin küresel tedarik zinciri güvenliği endişelerini artırdığı ifade edildi. Bu yılın sonuna kadar nadir toprak elementlerini temsil eden 17 elementin 12’si için ihracat lisansı getirilebileceği belirtiliyor. Öte yandan, tedarik güvenliği endişeleri nedeniyle NtE şirketlerinin piyasa değerinin 2025’in ilk 10 ayında yüzde 175 arttığı; bu artışın enerji ve teknoloji devlerini geride bıraktığı kaydedildi. 


Benzeri kısıtlamalar kritik minerallerde de yaşanıyor. Kısıtlamanın doğurduğu riskler, Sabancı Üniversitesi istanbul Uluslararası Enerji ve iklim Merkezi’nin (IICEC) ‘Kritik Enerji Mineralleri Görünümü’ raporuna da konu oldu. rapora göre, kritik minerallerin ihracatının kısıtlanması, kaynakların büyük oranda belli başlı ülkelerin elinde bulunmasından kaynaklanan riski artırıyor. Bu sebeple fiyat oluşumunda tekel etkisi yaşanırken, krizler ve çatışmalar sırasında tedarik imkanlarının iyice kapanması, küresel erişimde kırılma ihtimalini artırıyor. OECD, bu riskleri azaltmak için yatırımların çeşitliliğini artırmaya dönük finansman modelleri hazırlıyor. 


KAYNAK ÇEŞİTLENDİRME ŞART 

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Dünya Enerji Görünümü raporunda, küresel tedarikte bağımlılığın azaltılması için kaynak çeşitlendirmenin önemine dikkat çekti. IEA, bu yıldan itibaren kritik minerallerde arz-talep dengesizliği sebebiyle ciddi piyasa gerilimleri beklendiğini raporladı. IEA Başkanı Fatih Birol da kaynak çeşitlendirme çabalarının türkiye için fırsat penceresi açtığını kaydetti. 


TEKNOLOJİ ARZ GÜVENLİĞİNE BAĞLI 

Konu, savunma ve havacılık ürünlerinin sergilendiği SAHA 2026 fuarında da yerli yabancı profesyonellerin gündemindeydi. SAHA istanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, yaptığı konuşmada, geleceğin teknolojilerinin nadir toprak elementlerinin arz güvenliğine göbekten bağlı olduğunu söyledi. Bayraktar, “Arzın jeopolitik bir silah olarak kullanıldığı bu yeni dönemde, kaynak çeşitliliği ve teknolojik bağımsızlık, milli güvenliğin en kritik yapı taşlarından biri haline geldi” dedi. 


DENGESİZLİK YAPISAL KIRILGANLIK OLUŞTURUYOR 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da konuyla ilgili açıklamasında, kritik minerallerin üretiminin coğrafi olarak belli bölgelerde yoğunlaştığına, işleme ve rafinaj kapasitelerinin de sınırlı bölgelerde kümelendiğine dikkat çekti. Dirençli tedarik zincirlerinin ekonomik güvenlik için hayati olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Ancak, çoğu kritik mineralin piyasaları küçük ve likiditeden yoksun, küresel, şeffaf fiyatlandırma mekanizmalarına sahip değiller. Bu dengesizlik, piyasa dinamiklerinin ötesine geçen ve enerji güvenliğiyle endüstriyel dayanıklılığı doğrudan etkileyen yapısal kırılganlıklar oluşturuyor. Hiçbir ülkenin parçalanmış bir alıcı tabanına karşı hacimsel hakimiyetini kullanmasına izin verilmemeli” dedi. Bakan Bayraktar, “Bu sebeple, teknoloji odaklı ülkelerle ve önde gelen şirketlerle iletişim halindeyiz. temel finansmanın çok ötesine geçen ortaklıklar istiyoruz, teknoloji transferi bunun önemli bir parçası” diye konuştu. 

‘Nadir’de tedarik baskısını Türkiye kırabilir! Yeni çağın stratejik gücü

REZERV AVANTAJI VAR 

Türkiye, teknolojik ilerlemenin yeni yollarını zorlarken, rezerv avantajıyla dikkat çekiyor. türkiye, yaklaşık 694 milyon tonluk nadir toprak elementi rezerviyle Çin’in ardından dünyanın en büyük ikinci rezervine sahip ülkesi. Bu durum, türkiye’nin hem enerji güvenliği hem de ekonomik kalkınması açısından stratejik bir avantaja sahip olabileceğini gösteriyor. 


ENDÜSTRİYEL TESİS GELİYOR 

Eskişehir Beylikova’daki rezervler ve işleme tesisi, türkiye’nin bu alandaki en kritik merkezlerinden biri. Beylikova’da Eti Maden tarafından kurulan pilot işleme tesisi, yıllık 10 bin ton nadir toprak oksit üretim kapasitesine ulaşacak. Endüstriyel tesis üretiminin ise 2026 yılı içerisinde başlaması bekleniyor. 


Üretim kapasitesi arttıkça türkiye’nin rekabet avantajı ve dengeleyici gücü artacak. Ancak üretim kapasitesiyle yetinmeyen türkiye, Ar-Ge çalışmalarına ağırlık verdi. türkiye’de bu kapsamda NtE konusunda son yıllarda yoğun çalışmalar yapılıyor. 


Türkiye’nin ‘Nadir toprak Elementlerinin Araştırma ve inovasyon Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi’ 2024 yılında tamamlanırken, bu alanda özel bir merkez (Nadir toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü-NAtEN) titiz bir Ar-Ge çalışması yürütüyor. Bu merkezdeki çalışmalar, türkiye’nin rezerv avantajını ticari ürünlerde kullanarak piyasada dengeleyici bir aktöre dönüşmesini sağlayacak. 


Ayrıca 2025’te Kritik ve Stratejik Madenler raporu’nu açıklayan türkiye, yeni bir yol haritasını tamamlamak üzere. Bu kapsamda yakında ‘Kritik Hammaddeler Stratejisi’ açıklanacak. türkiye, bu adımlarla kritik mineralleri işleme kabiliyetini geliştirecek. Böylece türkiye hem enerji ve teknolojideki bağımsızlık hedefine ilerleyecek hem de küresel baskıyı giderecek güçlü bir pozisyon elde edecek.

‘Nadir’de tedarik baskısını Türkiye kırabilir! Yeni çağın stratejik gücü

PEKİN ZİRVESİNİN GÜNDEMİ NTE 

ABD Başkanı Donald Trump’ın 13-15 Mayıs’taki Pekin ziyaretinin gündem maddelerinden biri nadir toprak elementleri oldu. ABD, bu kaynakların tedarikinde büyük oranda Çin’e bağımlı. Geçen yıl şok tarifelerle ticaret partnerlerini sıkıştıran ABD, sonbaharda Pekin yönetiminden nadir toprak elementlerine ihracat kısıtlamalarını askıya aldı. Bu, geçici bir rahatlama sağlasa da ABD daha serbest bir satış koridorunun açılmasında ısrar ediyor.


Diğer yandan, Avrupa’dan 8.3 milyar Euro değerinde kritik hammadde ithal eden ABD, bu kıtadaki ekonomilerle daha hızlı ilerliyor. ABD’nin, 2023 yılında Avrupa Komisyonu ile Kritik Mineraller Anlaşması için müzakerelere başlanacağı açıklanmıştı. Tarife savaşları ve bölgesel çatışmaların gölgesinde bu yöndeki çalışmalarda yeni aşamaya geçildi. Nisan ayında Kritik Mineraller Tedarik Zincirinin Dayanıklılığına Yönelik ABD-AB Eylem Planı duyuruldu.


NATEN’DE HUMMALI ÇALIŞMA

Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) bünyesindeki Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü (NATEN) laboratuvarları hummalı bir çalışma içinde. NATEN, Eskişehir Beylikova’daki kaynakları uç ürüne dönüştürmek için Ar-Ge çalışmaları yapıyor. Bu enstitüde ayrıca ikincil kaynak olan atıklardan NTE ve diğer kritik elementlerin geri kazanılmasına yönelik çalışmalar yürütülüyor. Burada nadir toprak elementlerinin kullanıldığı ileri teknoloji malzemelerin üretimiyle ilgili teknoloji geliştirme çalışmaları da yapılıyor.