Avrupa Birliği (AB) Komisyonu tarafından açıklanan Sanayiyi Hızlandırma Yasa Taslağı, Gümrük Birliği’ne (GB) taraf ülkelerde üretilen ürünlerin belirli koşullarla AB menşeli sayılabileceğini öngörüyor. AB’nin yeni sanayi politikası kapsamında Türkiye’nin ‘Made in Europe / Made in Eu’ çerçevesine dahil edilmesi, iş dünyasında memnuniyet yaratsa da ortak görüş, bunun kritik fakat sınırlı bir adım olduğu yönünde. İş dünyası, asıl stratejik hedefin GB’nin günümüz koşullarına uygun şekilde modernize edilmesi olduğunu vurguluyor. Çünkü Made in Europe müzakerelerinin her adımında GB’nin güncel olmaması nedeniyle yaşanan zorluklar masaya gelecek. Özellikle taslakta yer alan ‘yakın ülke’ kapsamına Türkiye’nin girip girmeyeceğinin kararlaştırılacağı aşamada bu yapısal sorunlar kritik önem taşıyor. “Made in Europe için evet ama sıra GB’nin modernizasyo- nunda” talebini dile getiren iş dünyasında bu talebin gerekçeleri ve olası beklentiler şöyle sıralanıyor:
TÜRKİYE ALEYHİNE REKABET RİSKİ
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç’in de belirttiği gibi Türkiye’nin ‘AB menşeli’ sayılması olumlu olsa da Made in Europe ağlarının büyümesi Türkiye aleyhine rekabet riski oluşturabilir. Bu riskin bertaraf edilmesi ve Türk üreticilerin AB içinde daha güçlü konumlandırılması için Gümrük Birliği’nin yeni sektörleri kapsayacak şekilde revize edilmesi zorunlu görülüyor.
KAMU ALIMLARINDA AB ŞARTI
AB’nin yeni Sanayiyi Hızlandırma Yasası, kamu alımlarında AB üretimi şartını güçlendiriyor. Eğer Türkiye güncellenmiş bir anlaşmayla bu alanda tam erişim sağlayamazsa, AB’nin geniş kamu pazarında rekabet gücü zayıflayabilir. İş dünyası bu nedenle modernizasyonu ekonomik zorunluluk olarak değerlendiriyor. AB, kendi kamu ihalelerinde Türk ürünlerine tanıyacağı avantajların karşılıklı olarak AB şirketlerine de sağlanmasını talep ediyor. Bu durum Türkiye’nin kamu alımları mevzuatında AB standartlarına yakınlaşma ihtiyacını beraberinde getiriyor.
MEVZUAT YETERSİZ
Son 30 yılda teknoloji, tedarik zincirleri, jeopolitik riskler ve yeşil-dijital dönüşüm derin bir değişim geçirdi. AB’nin net sıfır teknolojiler, bataryalar, otomotiv, kritik hammaddeler gibi alanlara yönelik yeni regülasyonları, Türkiye’nin bu alanlara erişimini ancak modern bir Gümrük Birliği çerçevesiyle güvence altına alabilir.
İLK AŞAMA
AB taslak düzenlemeleri, GB nedeniyle Türkiye’nin AB menşeli sayılabileceğini belirtiyor. Bu durum, Türkiye’nin otomotiv, makina, beyaz eşya ve metal sektörlerinde AB değer zincirinin bir parçası olduğu gerçeğiyle uyumlu. İlk aşamada Türkiye’nin hangi sektörlerde AB menşeli kabul edileceği netleştirilecek.
KRİTİK BAŞLIK: MÜTEKABİLİYET
AB, Türkiye’yi kapsama dahil ederken tek şartı net koyuyor: Türkiye de AB’ye aynı oranda pazar erişimi sağlamalı. Bu, özellikle kamu alımları açısından en hassas konu olacak. Bu kapsamda, AB Türkiye’deki kamu ihalelerinde Avrupalı şirketlere daha fazla erişim isteyecek. Türkiye ise kendi sanayisini koruyacak mekanizmaların zayıflatılması karşısında yeni düzenlemeler talep edebilecek. Bu başlık, müzakerelerin en çetin bölümünü oluşturabilir.
GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN YAPISAL SORUNLARI
AB ve Türkiye arasındaki fiili üretim entegrasyonu son derece güçlü olsa da mevcut Gümrük Birliği yapısı, uzun süredir Türkiye lehine dezavantajlar yaratıyor. Türkiye, AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı STA’larda masada bulunmuyor, ancak STA sonuçları Türkiye’yi bağlıyor. Made in Eu müzakereleri ilerledikçe Türkiye, karar alma süreçlerine daha fazla dahil olma talebini öne çıkartabilir.
YEŞİL VE DİJİTAL DÖNÜŞÜME UYUM
AB’nin Made in Eu çerçevesi yalnızca üretim yeri ile ilgili değil; aynı zamanda düşük karbon üretimi, net sıfır teknolojiler, temiz sanayi dönüşümü, yerli AB üretimi oranı gibi kriterler içeriyor. Bu nedenle müzakerelerde Türkiye’den, karbon dönüşümüne uyum, sınırda karbon düzenlemeleri (CBAM) ile ilişkili teknik adaptasyon, dijital değer zinciri uyumluluğu konularında taahhütler istenmesi bekleniyor.
AB’DE FARKLI YAKLAŞIMLAR
Made in Europe yaklaşımı AB içinde bile tartışmalı. Çünkü bazı çevreler, üretimi AB içine çekmeyi, Türkiye gibi yakın ortakları dışlayarak yorumluyor. Bu nedenle Fransa ve bazı Kuzey ülkeleri daha korumacı çizgide olabilir. Almanya, İtalya ve Doğu Avrupa ülkeleri ise Türkiye’nin dahil edilmesinin sanayi zincirleri açısından stratejik olduğunu savunuyor.
GB REVİZYONU ZAMAN GEÇİRMEDEN YAPILMALI
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Avrupa Birliği’nin Sanayiyi Hızlandırma Yasa Taslağı’nda Türkiye’nin Gümrük Birliği çerçevesinde ‘AB menşei’ kapsamına ilke olarak dahil edilmesinin, İstanbul iş dünyası tarafından memnuniyetle karşılandığını ifade etti. Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin önemine dikkat çeken Avdagiç, X sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu görüşlere yer verdi: “Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın paylaştığı bu gelişmeyi İstanbul iş dünyası olarak büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz. AB Sanayiyi Hızlandırma Yasa Taslağı’nda Türkiye’nin Gümrük Birliği çerçevesinde ‘AB menşei’ kapsamına ilke olarak alınması, iş dünyası olarak savunduğumuz çok önemli bir pozisyon. Teyit edilen yasal zemin ile birlikte, ‘Made in EU’ menşeli üretim ve ticaret ağları büyüyerek Türkiye aleyhine rekabet avantajı oluşturma riski ortadan kalkacaktır. AB ile ticaret Türkiye için vazgeçilmez karakterini koruyor. Dolayısıyla bu pazarın ihtiyaçlarına yönelik yüksek teknolojili yeni tedarik üssü olma hedefini, dış ticaret politikasının odağı haline getirmek zorundayız. Türkiye’nin AB üyeliğinin onaylanması, Türk vatandaşlarına vize serbestisi haklarının derhal verilmesi, Gümrük Birliği revizyonu artık zaman kaybetmeksizin gerçekleşmelidir.”
AB süreci nasıl tamamlayacak?
AB Komisyonu taslağı sundu.
Taslak, üye ülkelerin oluşturduğu AB Konseyi’nde müzakere edilecek.
Avrupa Parlamentosu’nda görüşülüp oylama yapılacak.
Parlamento ile Konsey arasında müzakereler sonucu ortak metin oluşacak.
Ortak metnin onaylanması için trilog (üçlü uzlaşma) şartı aranacak. Avrupa Parlamentosu son oylamayı yapacak, AB Konseyi metni resmen onaylayacak.
AB Resmi Gazetesi’nde yayımlanıp, yürürlüğe girecek.
