Küresel gıda sistemi alarm veriyor: Nicelik artıyor, kalite düşüyor

Küresel gıda sistemi üretim artışına odaklanırken besin değeri, halk sağlığı ve adil dağılım geri planda kalıyor. Her yıl 600 milyon kişi güvensiz gıdadan etkilenirken, sistemin yapısal sorunları daha görünür hale geliyor.

Giriş: 21.03.2026 - 09:39
Güncelleme: 21.03.2026 - 09:41
Küresel gıda sistemi alarm veriyor: Nicelik artıyor, kalite düşüyor

Anadolu Ajansının “Gıda Güvenliği” dosyasının son bölümünde, küresel gıda sisteminin halk sağlığı üzerindeki etkileri ele alındı. Artan üretime rağmen besin kalitesindeki düşüş, işlenmiş gıdaların yaygınlaşması ve gıdaya erişimdeki eşitsizlikler, sağlıklı ve sürdürülebilir beslenmeyi zorlaştırıyor. Uzmanlar, mevcut sistemin yalnızca üretim miktarına odaklanmasının ciddi sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor.


HER YIL 600 MİLYON KİŞİ ETKİLENİYOR

Dünya Sağlık Örgütüne göre gıda kaynaklı mikrop ve toksinler, ishalden kansere kadar 200’den fazla hastalıkla ilişkilendiriliyor. Her yıl ortalama 600 milyon kişi güvenilir olmayan gıdadan etkilenirken, 420 bin kişi hayatını kaybediyor.


ÇOCUKLAR EN BÜYÜK RİSK ALTINDA

DSÖ verilerine göre, 5 yaş altı çocuklar küresel gıda kaynaklı hastalık yükünün yaklaşık yüzde 40’ını taşıyor. Bu durum çocukların büyüme, bilişsel gelişim ve yaşam boyu üretkenliklerini olumsuz etkiliyor.


KÜRESEL BESLENME TABLOSU AĞIRLAŞIYOR

Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2024 yılında 5 yaş altındaki çocukların 150,2 milyonunda bodurluk, 42,8 milyonunda zayıflık ve 35,5 milyonunda aşırı kilo tespit edildi. Gelir baskısı ve fiyat sinyalleri, düşük gelirli kesimleri daha ucuz ancak sağlıksız gıdalara yönlendiriyor.


GIDA GÜVENLİĞİ SADECE ÜRETİM DEĞİL

FAO Tarım ve Gıda Ekonomisi Bölümü Direktörü David Laborde, gıda güvenliğinin yalnızca üretimle değil, herkesin güvenli ve besleyici gıdaya erişimiyle ilgili olduğunu belirtti. Laborde, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 9’unun yeterli kalori alamadığını, 300 milyondan fazla insanın açlık sınırında yaşadığını ifade etti.


“Bugün, gıda güvenliği sadece kaloriyle, üretimle ilgili değil. 50-60 yıl önce, Yeşil Devrim sırasında, sadece daha fazla buğday, daha fazla pirinç üretmeyi, karınları doyurmayı ve bunun yeterli olacağını düşünüyorduk ancak bunun yeterli olmadığını gördük. Çünkü aslında bazı ülkelerde, üretilen gıda yeterli ancak insanlar çok fakir.” dedi.


EKONOMİYE YILLIK 8 TRİLYON DOLAR MALİYET

Yetersiz ve dengesiz beslenmenin yalnızca sağlık değil, ekonomik sonuçlar da doğurduğu belirtiliyor. Laborde, kötü beslenmenin küresel ekonomiye yıllık yaklaşık 8 trilyon dolar maliyet oluşturduğunu, bunun küresel GSYİH’nin yaklaşık yüzde 8’ine karşılık geldiğini söyledi.


GIDA GÜVENLİĞİ STRATEJİK BİR GÜÇ

Gıda mühendisi ve gıda politikaları uzmanı Kunter İlalan, güvenli gıdanın artık yalnızca tarımsal üretim ya da raf güvenliği konusu olmadığını belirtti.


İlalan, “Güvenilir gıda, raf güvenliği ya da tarımsal verimlilik meselesi olmanın ötesine geçti. Nüfusun fiziksel dayanıklılığı, bilişsel kapasitesi ve hastalık yüküne direnci dahil biyolojik temelini koruyan veya aşındıran sistemik bir parametre. Bu temeli koruyan devletler üretim kapasitesini kalıcı rekabet gücüne ve ulusal dayanıklılığa çevirir. İhmal edenler ise görünmez bir sağlık maliyetinin içeriden aşındırdığı sistemik kırılganlıkla yüzleşir. Gıda ve su, 21. yüzyılda yalnızca kalkınma başlığı değil; doğrudan egemenlik ve beka parametresidir.” ifadelerini kullandı.


İlalan ayrıca, jeopolitik rekabette gıda üstünlüğünün artık sadece ihracat miktarıyla ölçülemeyeceğini belirterek, “Asıl üstünlük, nüfusu işlevsel tutan, gıda-su-enerji üçgeninde stratejik derinlik kuran, tedarik kırılganlıklarını yönetebilen bir risk altyapısı inşa edebilmek.” dedi.


Uzmanlara göre, küresel gıda sisteminin üretim odaklı yapısının değişmemesi halinde, hem halk sağlığı hem de ekonomik sürdürülebilirlik açısından riskler artmaya devam edecek.