Kanada’yla STA’nın şifreleri: Savunma ve nükleer enerji

Türkiye ve Kanada arasında Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzalandığında gümrük vergilerinde muafiyet, hava ulaştırmasının genişletilmesi ve uzak pazarlara entegrasyon için tarihi bir fırsat gündeme gelecek. İki ülke arasındaki ticaret hacminin 7-8 milyar dolara ulaşması hedeflenirken, savunma sanayi, kritik mineraller ve nükleer enerji alanında da sürpriz işbirliklerinin gündeme gelmesi bekleniyor.

Giriş: 19.06.2026 - 09:29
Güncelleme: 19.06.2026 - 10:19
Kanada’yla STA’nın şifreleri: Savunma ve nükleer enerji

Türkiye ile kanada arasındaki ekonomik ortaklık yepyeni bir boyuta taşınıyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile kanada Uluslararası Ticaret Bakanı Maninder Sidhu’nun gerçekleştirdiği görüşmeler neticesinde, iki ülke arasında Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzalanması için sürecin başlatılmasına karar verildi. Türkiye’nin ‘Uzak ülkeler Stratejisi’ kapsamında büyük önem taşıyan bu hamlesi, yalnızca pazara giriş kolaylıklarını değil, yüksek teknoloji ve sanayide yerlileşme odaklı yepyeni bir işbirliği ekosistemini hedefliyor. iki bakan arasındaki görüşmede, yalnızca klasik bir mal ticaretinin ve gümrük muafiyetlerinin çok daha ötesinde farklı başlıklarda mutabakata varıldı. Taraflar ‘Hava Ulaştırma Anlaşması’nın kapsamını genişletmeyi hedeflerken; bu gelişmenin yolcular, iş dünyası temsilcileri ve ihracatçılar için mesafeleri kısaltan yeni lojistik köprüler kurması bekleniyor. Ayrıca temiz enerji dönüşümü, uzay, havacılık ve savunma sanayi gibi katma değeri yüksek sektörlerde teknolojik ortaklıkların geliştirilmesi, müzakerelerin en önemli gündem maddelerini oluşturuyor.


NÜKLEER ENERJİDE ÖNEMLİ ADIM
Bakan Bolat’ın temaslarının ardından iki ülke arasında STA görüşmelerinin başlatılmasının yanı sıra nükleer enerji konusunda da işbirliğine gidileceği açıklandı. Buna göre, kanada’nın doğal uranyumla çalışabilen CANDU nükleer teknolojisinin Türkiye’nin kaynak çeşitlendirme hedeflerine sağlayabileceği olası katkıların da değerlendirilmesi kararlaştırıldı.


SAVUNMADA İŞBİRLİĞİ GÜNDEMDE
Türkiye-Kanada görüşmelerinde öne çıkan sektörlerden bir diğerinin de savunma sanayi olması bekleniyor. Son yıllarda Türkiye savunma sanayi yatırımlarına hız verirken, geliştirdiği yüksek teknolojili ürünleri NATO ve Avrupa ülkelerine ihraç etmeye başladı. Bu kapsamda olası bir Serbest Ticaret Anlaşmasıyla kanada da savunma sanayi ürünlerinin alıcısı konumuna gelebilir.

Uzmanlar, kanada ile ticarette en önemli unsurun katma değeri yüksek ürün ihracı olduğunu belirtirken, özellikle Kanada’nın ihtiyacı olabilecek savunma sanayi ürünlerine ilişkin bir ihracat politikası geliştirilirse bunun Türkiye için önemli bir avantaj kazandırabileceğine işaret ediyor.


DEV KRİTİK MİNERAL REZERVİNDE İŞBİRLİĞİ
Eskişehir Beylikova’da keşfedilen 694 milyon tonluk nadir toprak elementlerinin dünyanın en büyük rezervlerinden biri olduğunu belirten uzmanlar, kanada ile oluşturulabilecek stratejik bir ortaklıkla kritik minerallerin işlenmesi ve yüksek teknolojili ürünlere dönüştürülmesine ilişkin kazanımların sağlanabileceğini söylüyor. kanada, söz konusu minerallerin işlenmesi konusunda dünya çapında önemli bir altyapıya sahip. kritik mineraller; elektrikli araçlar, savunma sanayi sistemleri ve yarı iletken teknoloji- lerinin geliştirilmesinde önemli rol oynuyor.


MESAFE KALKIYOR HEDEF KATMA DEĞER

Türkiye ile Kanada arasında mevcut ikili ticaretin yapısını analiz eden İstanbul Ticaret üniversitesi insan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Doç. Dr. Uğur yasin Asal, “Serbest Ticaret Anlaşması kapsamında lojistik avantaj sağlanması, gümrükteki bekleme sürelerinin azaltılması ve aradaki mevzuatın kolaylaştırılarak iki ülkenin ticari hedeflere yaklaşması sağlanacak. Temelde iş yapma kolaylığını artıracak unsurlar olarak ifade edebiliriz” dedi. Kanada gibi uzak ülkelerle ticarette ‘uzaklık’ kavramının yavaş yavaş ortadan kalkabileceğini vurgulayan Asal, şunları söyledi: “Ticaretin sahip olduğu hız, e-ticaret altyapısı ve lojistik ağlarındaki iyileşmelerle artık uzak ülke kavramlarının o kadar da uzak olmadığı bir dönemdeyiz. Türkiye, Akdeniz’deki diğer ülkelerle rekabetinde kanada gibi nitelikli bir tüketim pazarında kalıcı çerçeve oturtabilirse bu; ülke ekonomisine yurt dışından transfer edilecek gelirlerin artırılmasına, başta ihracatın kilogram başına düşen katma değerinin yükselmesine ve bu sektörlerde çalışacak istihdamın yönlendirilmesine önemli katkı sağlar. Burada en önemli unsur, katma değeri yüksek ürünleri buraya sevk edebilmek. Sadece STA imzalamak yeterli değil, oradaki rekabeti artıracak sektörlerin ve mukayeseli üstünlüklerin öne çıkması lazım. Buna bir de savunma sanayinin eklenmesi gerektiği kanaatindeyim. Savunma sanayindeki ürünlerimize yönelik, özetle kanada’nın ihtiyacı olan başlıklarda politika geliştirilirse bize önemli bir avantaj kazandıracağını düşünüyorum.”

Kanada’yla STA’nın şifreleri: Savunma ve nükleer enerji

LOJİSTİKTE ‘AVRUPA HUB’ FORMÜLÜ
İki ülke arasında direkt uçuşların ve kargo kapasitesinin artırılmasının ikili ticarete çok pozitif bir ivme kazandıracağını ifade eden Asal, “Burada sadece THY’nin Turkish Cargo’sunun değil, diğer özel kargo şirketlerinin de var olan operasyonları hızlanacaktır. Gemi ile ulaşım noktasında süreçlerin hızlanacağı bir dönem olur. Ticari hareketliliğe lojistik mutlaka kendini adapte eder. Alternatif aktarma noktaları üretilebilir. Türkiye, Avrupa’daki lojistik hatlarda lisanslı depolama gibi adımlar atarsa; sadece doğrudan Türkiye’den tedarik etmek değil, öncesinde Avrupa’ya, Avrupa’dan da kanada’ya sevk etmek, orayı bir lojistik ‘hub’ (merkez) olarak kullanmak, bütün bunların hepsi yapılabilecek şeylerdir. Avrupa’da Türkiye lojistik nokta kurabilirse buradan kanada’ya ulaşım ve sevkiyatı çok daha hızlı hale getirebilecektir” dedi.


CANDU TEKNOLOJİSİ TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİ AVANTAJ 
Kanada’nın geliştirdiği CANDU nükleer teknolojisinin en önemli özelliğinin, dünyada yaygın olarak kullanılan hafif su reaktörlerinden farklı olarak doğal uranyum ile çalışabilmesi olduğunu vurgulayan Enerji Verimliliği Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Altuğ Karataş, bu avantajı şöyle değerlendirdi: “Birçok nükleer reaktörde yakıt olarak kullanılacak uranyumun önce zenginleştirilmesi gerekiyor. Bu süreç yüksek teknoloji, ciddi yatırım ve milyarlarca dolarlık tesisler gerektiriyor. CANDU teknolojisinde ise doğal uranyum kullanılabildiği için uzun vadede Türkiye’nin kendi uranyum kaynaklarını değerlendirebilmesi açısından önemli bir avantaj ortaya çıkabilir. Geçmiş yıllarda yapılan çalışmalarda Manisa-Köprübaşı, Uşak-Eşme, Aydın-Söke, Yozgat-Sorgun ve bazı Orta Anadolu sahalarında uranyum varlığı tespit edilmişti. Mevcut rezervler küresel ölçekte dev üreticilerle kıyaslanabilecek büyüklükte olmasa da CANDU gibi doğal uranyum kullanabilen teknolojiler sayesinde bu kaynakların ekonomik olarak değerlendirilme potansiyeli artabilir. Bu nedenle konuya sadece bir reaktör alımı olarak değil, Türkiye’nin gelecekte nükleer yakıt ekosisteminde daha fazla rol alabilmesinin önünü açabilecek stratejik bir teknoloji ortaklığı olarak bakmak gerekiyor.”

Kanada’yla STA’nın şifreleri: Savunma ve nükleer enerji

NADİR ELEMENTLER TOGG VE SAVUNMADA HAYATİ ÖNEMDE 
Kanada ile işbirliğinin belki de daha büyük öneminin ‘kritik mineraller’ olduğunu belirten Altuğ Karataş, şunları söyledi: “Birçok sektör ve yapay zeka teknolojilerinin tamamı kritik minerallere ihtiyaç duyuyor. Türkiye bu noktada önemli bir avantaja sahip. Eskişehir Beylikova’daki nadir toprak elementleri sahası yaklaşık 694 milyon tonluk rezerv büyüklüğüyle dünyanın en büyük rezervlerinden biri olarak gösteriliyor. Asıl mesele madeni çıkarmak değil, yüksek katma değerli ürüne dönüştürmektir. Kanada ile geliştirilecek teknoloji ortaklıkları; kritik minerallerin ayrıştırılması, işlenmesi, rafine edilmesi ve ileri teknoloji ürünlerinde kullanılmasına yönelik bilgi birikiminin Türkiye’ye kazandırılmasını sağlayabilir. Kritik mineraller Togg ve batarya yatırımları başta olmak üzere elektrikli araç teknolojileri için de önemli. Dolayısıyla Kanada ile kurulabilecek işbirlikleri enerji sektörünün çok ötesinde sonuçlar doğurabilir.”