Analistlere göre İran’ın üst düzey lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesi ve sahada ağır askeri darbeler uygulanmasına rağmen çatışmanın hızla genişlemesi, savaşın “uzun ve karmaşık” bir sürece dönüşebileceğine işaret ediyor.
STRATEJİK BELİRSİZLİK ELEŞTİRİLİYOR
ABD yönetiminin “Operation Epic Fury” adı verilen askeri operasyon için net bir sonlandırma stratejisi ortaya koymaması, uzmanlar tarafından eleştiriliyor.
İran’ın gerçekleştirdiği misilleme saldırıları, Lübnan’daki Hizbullah gibi müttefik güçlerin çatışmalara dahil olma ihtimali ve Körfez ülkelerine yönelik saldırı riskinin artması, savaşın daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceği endişesini güçlendiriyor.
Trump’ın İran’ın yeni liderinin belirlenmesinde rol oynayabileceğine yönelik açıklamaları da savaşın yalnızca askeri değil siyasi hedefler içerdiği yorumlarına neden oluyor.
ENERJİ VE EKONOMİK RİSKLER ARTIYOR
Çatışmaların uzaması enerji piyasalarında da ciddi dalgalanmalar yarattı.
Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin aksama riski petrol fiyatlarında sert yükselişlere yol açarken, enerji maliyetlerinin artması küresel ekonomik beklentileri de etkiliyor.
Enerji arzındaki belirsizlik, özellikle petrol ve LNG taşımacılığı açısından kritik olan Hürmüz Boğazı’nın kapanma ihtimali nedeniyle piyasalarda önemli bir risk unsuru olarak görülüyor.
ABD İÇ SİYASETİNDE BASKI ARTIYOR
Savaşın uzaması ABD iç siyasetinde de baskıyı artırıyor.
Kamuoyu araştırmaları, Amerikan seçmeninin uzun süreli ve maliyetli bir askeri çatışma yerine diplomatik çözüm arayışını tercih ettiğini gösteriyor.
Bu durum özellikle bağımsız seçmenler ve merkez seçmen blokları üzerinde etkili olabilir.
Analistler, çatışmanın uzaması halinde yaklaşan ara seçimlerde Cumhuriyetçi Parti açısından siyasi risklerin artabileceğini değerlendiriyor.
BÖLGESEL ÇATIŞMA RİSKİ BÜYÜYOR
Savaşın etkileri yalnızca İran ile ABD-İsrail hattıyla sınırlı kalmıyor.
İran’ın bölgedeki milis güçleri ve müttefiklerinin çatışmalara dahil olması ihtimali, Lübnan’daki Hizbullah başta olmak üzere farklı aktörlerin yeniden aktif hale gelmesine yol açabilir.
Ayrıca bazı Körfez ülkelerine yönelik saldırı riskinin artması, Orta Doğu’daki güvenlik dengelerini daha karmaşık hale getiriyor.