Finansmana erişimde 'hibrit model' önerisi

Küresel enerji fiyatlarındaki oynaklık ve sıkı para politikası, firmaların finansmana erişimini zorlaştırdı. Yüksek kredi maliyetleri özellikle KOBİ’leri üretim, yatırım ve nakit akışı yönetiminde daha temkinli hareket etmeye yöneltti. Uzmanlara göre KOBİ’lerin finansman sorununa çözüm, kısa vadede seçici kredi ve kamu desteklerini; uzun vadede ise sermaye piyasalarıyla bankalara bağımlılığı azaltan hibrit finansman modelinde yatıyor.

Giriş: 24.04.2026 - 09:15
Güncelleme: 24.04.2026 - 09:26
Finansmana erişimde 'hibrit model' önerisi

Küresel ekonomide artan belirsizlikler, enerji fiyatlarındaki dalgalanma ve jeopolitik riskler gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere Türkiye ekonomisini de etkiliyor. Enflasyonla mücadele kapsamında sıkı para politikasının devam etmesi, faizlerin yüksek seviyelerde kalmasına neden olurken, bu durum özellikle KOBİ’lerin finansmana erişimini zorlaştırdı. 


Dışsal jeopolitik şoklara bağlı olarak, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası büyük faiz indirimleri yaparak piyasayı fonlayamayacak ise, çözümün banka kanallı kaynaklardan ziyade; faiz dışı finansman kanallarından gelmek zorunda olduğu vurgulanıyor. 


Mevcut konjonktürde üretimin bel kemiğini oluşturan işletmeler, artan maliyetler ve daralan kredi imkanları arasında denge kurmaya çalışıyor. Uzmanlar ise bu süreçte kısa vadeli desteklerle nefes aldıran, uzun vadede ise yapısal dönüşümü hedefleyen ‘hibrit finansman modeli’ne geçişin büyük fayda sağlayacağına dikkat çekti. 


DIŞSAL ŞOKLAR DURUMU ZORLAŞTIRIYOR

Ekonomi yönetiminin enflasyonu kontrol altına almak için uyguladığı sıkı para politikası, kaçınılmaz olarak kredi koşullarını sıkılaştırıyor. Ancak bu durum, üretimin ana aktörü olan KOBİ’ler açısından finansman daralmasına yol açtı. 


Özellikle Orta Doğu hattındaki gerilimler, enerji maliyetleri ve küresel ticaretteki kırılganlıklar, enflasyonla mücadeleyi zorlaştırırken finansman maliyetlerini biraz daha yukarı çekti.

Finansmana erişimde 'hibrit model' önerisi

SIKI PARA POLİTİKASI GEREKLİ AMA...

İstanbul Ticaret Gazetesi’ne açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Kerem Alkin, Türkiye ekonomisinin enflasyonla mücadele ve üretimi sürdürme arasında zor bir dengeyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Alkin, sıkı para politikasının enflasyon için gerekli olduğunu, ancak bu durumun KOBİ’lerin finansmana erişimini zorlaştırdığını vurguladı. Alkin, “Türkiye bugün enflasyonu düşürmek için sıkı para politikası uygulamak zorunda. Ancak bu sıkılık, üretimin bel kemiği olan KOBİ’ler üzerinde finansman baskısı oluşturuyor” dedi.


‘SEÇİCİ’ DESTEK ŞART

Finansmana erişim sorununa kısa vadeli çözümün genel kredi genişlemesi olmadığını belirten Alkin, seçici ve hedefli politikaların devreye alınması gerektiğini söyledi.


Alkin, ihracatçı, döviz kazandırıcı faaliyet yürüten ve yüksek katma değer üreten firmalara öncelik verilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Genel kredi genişlemesi enflasyonu artırır. Bu nedenle doğru hedeflere yönelen seçici kredi politikaları uygulanmalıdır” diye konuştu. 


KGF VE TEMİNAT MEKANİZMASI

Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) daha etkin kullanılmasının önemine değinen Alkin, teminat sorununu aşacak mekanizmaların genişletilmesi gerektiğini ifade etti.


Alkin, “KOBİ’lerin en büyük sorunu teminat. KGF’nin kapasitesi artırılır ve daha etkin kullanılırsa finansmana erişim ciddi şekilde rahatlar. Teminat sorununu çözen kefalet mekanizmalarının genişletilmesi çok kritik” değerlendirmesinde bulundu.


Reeskont kredilerinin kapsamının genişletilmesinin de önemine dikkat çeken Alkin, “Büyük firmalar üzerinden KOBİ’lere akan tedarik zinciri finansmanı (SCF) yaygınlaştırılmalı. Çünkü bu modelde KOBİ, büyük alıcının kredibilitesi sayesinde daha düşük maliyetle fonlanır” diye konuştu.


NAKİT AKIŞI RAHATLATILMALI

Finansmanın sadece krediyle sınırlı olmadığını belirten Alkin, nakit akışını rahatlatacak kamu adımlarının kritik olduğunu söyledi.


Alkin, “KDV iadelerinin hızlandırılması, geçici vergi yüklerinin ötelenmesi ve SGK primlerinde dönemsel esneklik sağlanarak doğrudan finansman etkisi yaratılabilir” dedi. 


TEDARİK ZİNCİRİ FİNANSMANI

Tedarik zinciri finansmanı modelinin yaygınlaştırılması gerektiğini savunan Alkin, büyük firmalar üzerinden KOBİ’lere daha düşük maliyetli kaynak sağlanabileceğini belirtti.


Alkin, “Bu modelde KOBİ, büyük alıcının kredibilitesi sayesinde daha uygun koşullarda finansmana erişir” diye konuştu.


ALTERNATİF ARAÇLAR

Faktoring, leasing ve reeskont kredilerinin daha aktif kullanılması gerektiğini belirten Alkin, özellikle ihracatçılar için destek kanallarının genişletilmesi gerektiğini ifade etti.


Alkin, “Burada amaç sadece finansman bulmak değil, nakit döngüsünü hızlandırmaktır” dedi.


UZUN VADEDE SERMAYE PİYASALARI ŞART

Türkiye’de şirket finansmanının büyük ölçüde bankacılık sistemi üzerinden yürüdüğünü hatırlatan Alkin, bu yapının uzun vadede sürdürülebilir olmadığını söyledi.


Alkin, “Sermaye piyasalarının derinleşmesi Türkiye için kaçınılmazdır. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken husus, sermaye piyasalarının yalnızca düzenleme ile değil, güven, şeffaflık ve kurumsal yönetim kalitesiyle büyüyebileceğidir” ifadelerini kullandı.


Alkin’e göre sermaye piyasaları gelişirse;

1. Bankalara bağımlılık azalır.


2. Finansman maliyetleri daha rekabetçi hale gelir.


3. Şirketler daha uzun vadeli kaynak bulur.


TAHVİL VE HALKA ARZ

Borsa İstanbul’da şirket tahvili piyasasının geliştirilmesi gerektiğini belirten Alkin, orta ölçekli firmalar için yeni borçlanma araçlarının devreye alınmasını önerdi.


Alkin, “Halka arz süreçleri sadeleştirilmeli ve firmalar için erişilebilir hale getirilmelidir” dedi.


YATIRIMCI TABANI GENİŞLETİLMELİ

Tasarrufların büyük ölçüde mevduat, döviz ve altın arasında sıkıştığını ifade eden Alkin, sermaye piyasalarının büyümesi için yatırımcı tabanının genişletilmesi gerektiğini söyledi.


Alkin, “Oysa uzun vadeli ve sürdürülebilir bir finansman yapısı için bu tasarrufların sermaye piyasalarına yönelmesi gerekir” ifadelerini kullanırken, finansal okuryazarlığın artırılması ve uzun vadeli yatırım araçlarının cazip hale getirilmesi gerektiğinin altını çizdi. 


HİBRİT MODEL ÖNERİSİ

Türkiye için en doğru modelin hibrit sistem olduğunu vurgulayan Alkin, bankacılık sistemi ile sermaye piyasalarının birlikte çalışması gerektiğini ifade etti.

* Banka kredileri (kısa-orta vadeli)


* Sermaye piyasaları (orta-uzun vadeli)


* Alternatif finansman (fonlar, fintech)


Alkin, “Kısa vadede firmalara nefes aldıracak seçici destekler, uzun vadede ise bankacılık sistemine bağımlılığı azaltacak sermaye piyasası reformları aynı anda ilerlemeli” diye konuştu.


Finansman yapısının yeniden kurgulanması gerektiğini belirten Alkin, sürecin sadece faiz tartışması olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Alkin, “Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir finansman mimarisidir. Kısa vadeli destekler ve uzun vadeli reformlar birlikte ilerlemelidir. Sürdürülebilir büyüme, sadece üretmekle değil; o üretimi doğru, dengeli ve dayanıklı bir finansman yapısıyla desteklemekle mümkündür. Türkiye, tam da bu eşiğin üzerindedir” dedi.


ABD MODELİ DOĞRUDAN UYGULANAMAZ 

Ekonomi camiasında sıklıkla dillendirilen; sermaye piyasalarını önceliklendiren, derin ve likit bir tahvil piyasasını içeren ABD örneğinin çok cazip olduğuna değinen Alkin, bu modelin buna uygun hukuk sistemi, derin yatırımcı tabanı ve yüksek tasarruf oranı sayesinde işlediğini belirtti. Alkin, “Risk sermayesi çok gelişmiş bir sistem. Bu yapı Türkiye’ye birebir uyarlanamaz. Türkiye kendi modelini oluştursa başarılı olur” dedi.


İHRACATÇININ ÇIKIŞ YOLU: YEŞİL FONLAR 

Yeşil dönüşüm finansmanı, özellikle ihracat odaklı KOBİ'ler için artık bir seçenekten ziyade zorunluluk haline geldi. 


Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi uygulamaları, Türk firmalarının rekabet gücünü koruması için üretim süreçlerini hızla karbonsuzlaştırmasını gerektiriyor. Bu noktada ‘yeşil finansman’, sadece düşük faizli bir kredi imkanı değil, aynı zamanda uluslararası pazarda kalıcı olmanın anahtarı olarak öne çıkıyor. 


Yenilenebilir enerji yatırımları, enerji verimliliği projeleri ve döngüsel ekonomi odaklı girişimler, yeni finansman modellerinin en güçlü ve teşvik edilen kanadını oluşturuyor.


CAN SUYU OLABİLİR

Geleneksel banka kredilerinin sıkılaştığı dönemlerde, dünya genelinde yaygınlaşan Yeşil Tahviller (Green Bonds) ve Sürdürülebilirlik Bağlantılı Krediler (SLO), KOBİ'ler için can suyu olabilir. 


Dünya Bankası, EBRD ve kalkınma ajansları üzerinden sağlanan uygun maliyetli ve uzun vadeli fonlar, firmaların özkaynaklarını tüketmeden yapısal dönüşümlerini gerçekleştirmelerine imkan tanıyor. 


Burada yeşil dönüşüme ayrılan özel kontenjanlar, işletmelerin hem finansal risklerini yönetmelerini hem de küresel tedarik zincirindeki ‘yeşil tedarikçi’ konumlarını güçlendirmelerini sağlıyor.