ECB ekonomistleri tarafından kaleme alınan blog yazısında, borçlanma maliyetlerinin düşürülmesinin aşağı yönlü fiyat baskılarını hafifletebileceği ifade edildi. Buna karşın yapılan çalışma, tarifeler nedeniyle talepteki düşüşün, enflasyonu artıran arz etkilerinden daha baskın olduğu ve fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir yük oluşturduğu sonucuna ulaştı.
TARİFELER ENFLASYON ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURUYOR
ECB’nin görüşlerini temsil etmesi şart olmayan blog yazısında, euro bölgesinin ABD’ye ihracatını yüzde 1 oranında azaltan tarife kaynaklı bir ticaret şokundan yaklaşık bir buçuk yıl sonra, tüketici fiyat seviyesinin yaklaşık yüzde 0,1 daha düşük olacağı savunuldu.
TİCARETTE DALGALI SEYİR
Geçen yıl boyunca ticaret verilerinin değişken bir görünüm sergilediği belirtilen değerlendirmede, firmaların tarifelerden kaçınmak amacıyla alımlarını öne çektiği, ardından ise stoklarını azalttığı aktarıldı. Avrupa Birliği malları için ABD’ye girişte uygulanan temel tarifenin yüzde 15 seviyesinde olduğu hatırlatıldı.
Mevcut verilerin bulunduğu son üç ayda ise euro bölgesinin ABD’ye ihracatının, bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 6,5 gerilediği kaydedildi.
FAİZE DUYARLI SEKTÖRLER ÖNE ÇIKIYOR
ECB için olumlu bir unsur olarak, tarife şokundan en fazla etkilenen sektörlerin faiz oranı değişikliklerine de en güçlü tepkiyi veren alanlar olduğu vurgulandı. Blog yazısına göre bu sektörler arasında makine, otomotiv ve kimya sanayileri yer alıyor.
ÜRETİM FAİZ İNDİRİMİYLE TOPARLANABİLİR
Ekonomistler, tarifeler nedeniyle üretimin sert şekilde düşebileceğini, ancak daha düşük borçlanma maliyetlerine yanıt olarak güçlü bir toparlanma gösterebileceğini savundu. Çalışmada, “İncelediğimiz sektörlerin yaklaşık yüzde 60’ı için bu modelin geçerli olduğunu buluyoruz. Bu da euro bölgesinde toplam ortalama sanayi üretiminin ve ABD’ye yapılan toplam mal ihracatının kabaca yüzde 50’sini temsil ediyor” ifadelerine yer verildi.