Küresel enerji yarışı ve derin uzay araştırmaları, hesaplama gücünün sınırlarını zorlayan bir teknolojik sıçramaya tanıklık ediyor. Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı’nda bulunan ve saniyede 2 kentilyon işlem kapasitesine (2 exaflops) sahip olan Frontier süper bilgisayarı, plazma içindeki manyetik türbülansı eşi benzeri görülmemiş bir ayrıntıyla modelleyen yapay zeka sistemini eğitti. Argonne Ulusal Laboratuvarı’ndan Semih Kaçmaz’ın liderlik ettiği bu çalışma, nükleer füzyon reaktörlerinin inşasından süpernova modellemelerine kadar geniş bir endüstriyel ve bilimsel yelpazede stratejik avantaj sunuyor.
PLAZMA TÜRBÜLANSI VE MANYETOHİDRODİNAMİK
Isı ve kütlenin kararsız akışı olan türbülans, yıldızları çevreleyen yüklü plazmalar ile manyetik alanlar arasındaki etkileşimi belirleyen temel kuvvettir. Manyetohidrodinamik (MHD) türbülansı olarak adlandırılan bu karmaşık yapı, bugüne kadar geleneksel Navier-Stokes denklemleri ve Reynolds Ortalamalı (RANS) yaklaşımlarla simüle edilmeye çalışılsa da, hesaplama maliyetleri ve fiziksel detay kayıpları ticari uygulamaların önündeki en büyük engeli oluşturuyordu.
ÇİFT AŞAMALI YAPAY ZEKA STRATEJİSİ
Araştırmayı denetleyen Eliu Huerta’nın ‘bilim insanlarının uzun zamandır hayaliydi’ şeklinde tanımladığı bu yetenek, Kaçmaz tarafından geliştirilen iki aşamalı bir yapay zeka mimarisine dayanıyor:
Bu ‘yapay zeka ekip çalışması’, aşırı türbülans koşullarında bile hata payını yarı yarıya düşürürken, tahmin sürelerini saniyelere indirgeyerek operasyonel verimlilikte devasa bir artış sağlıyor.
NÜKLEER FÜZYON VE ENDÜSTRİYEL ETKİLER
Enerji Bakanlığı bünyesinde gerçekleştirilen bu çalışma, temiz enerji arayışında ‘kutsal kâse’ olarak görülen nükleer füzyon reaktörlerinin tasarımı için kritik öneme sahip. Plazmanın reaktör içinde kararlı tutulması için türbülansın milisaniyeler içinde tahmin edilmesi gerekiyor. Frontier’ın sağladığı exascale düzeyindeki veri setleri sayesinde eğitilen model, bu tahminleri gerçek zamanlıya yakın bir hızda sunabiliyor.

Finansal ve stratejik projeksiyon:
Semih Kaçmaz ve ekibi, bir sonraki aşamada modelin kapsamını 3 boyutlu plazma çözünürlüğüne ve tam ölçekli astrofiziksel ortamlara genişletmeyi hedefliyor.