Biyoteknoloji dünyasında ‘moleküler bir makine’ olarak nitelendirilen bu enzimatik yöntem, mevcut peptit terapötiklerinin en büyük sorunu olan ‘hızlı parçalanma’ bariyerini aşmayı vaat ediyor. Üniversite bünyesindeki keşifleri ticarileştirmek amacıyla kurulan Sethera Therapeutics, Polimakrosiklik Peptit (pMCP) Keşif Platformu ile şimdiden 2025 yılının en dikkat çeken girişimlerinden biri haline geldi.
FİNANSAL VE OPERASYONEL VERİMLİLİK
Peptitlerin kompakt halka yapılarına dönüştürülmesi, ilaç geliştirme süreçlerinde stabiliteyi artırmanın en etkili yolu olarak biliniyor. Ancak geleneksel kimyasal yöntemlerin yüksek maliyeti ve karmaşık süreçleri, büyük ölçekli üretimi zorlaştırıyordu.
PapB enziminin sunduğu temel avantajlar:

DEV İLAÇ ŞİRKETLERİ İÇİN ‘TEMİZ’ EKLENTİ
Sethera Therapeutics CEO’su ve kurucu ortağı Karsten Eastman’a göre, bu yöntem mevcut GLP-1 iskeletlerini değiştirmek yerine, onları daha etkili hale getiren bir ‘finisaj’ adımı olarak işlev görüyor. Laboratuvar deneyleri, PapB'nin alışılmadık amino asit yapı taşlarıyla bile uyumlu çalıştığını ve GLP-1 benzeri peptitleri başarıyla halka yapısına dönüştürdüğünü kanıtladı.
Bu teknolojik sıçrama, hastaların daha seyrek doz alımıyla aynı veya daha yüksek tedavi performansına ulaşmasını sağlayabilir. Pazar analistleri, bu tür bir ‘temiz ve geç aşama’ enzimatik adımın, ilaç devlerinin patent sürelerini uzatmak veya mevcut formülasyonlarını optimize etmek için stratejik bir yatırım alanı olabileceğini öngörüyor.
Sizce bu tür enzimatik modifikasyonlar, GLP-1 pazarındaki mevcut rekabeti ‘dozaj sıklığı’ üzerinden yeniden şekillendirebilir mi?