İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından düzenlenen ‘Depozito Yönetim Sistemi’ başlıklı webinarda, yeni uygulamanın yasal çerçevesi, kapsamı, işleyişi ve özellikle HoReCa sektörüne yansımaları masaya yatırıldı. Programın açılış konuşmasını yapan İTO Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Yaşık, depozito yönetim sisteminin yalnızca çevre politikalarının bir parçası değil, aynı zamanda işletmelerin günlük işleyişini doğrudan etkileyecek yeni bir uygulama olduğunu belirterek, sistemin tüm boyutlarıyla anlaşılmasının önemine işaret etti. İTO Restoran ve Yiyecek İçecek Hizmetleri Meslek Komitesi Meclis Üyesi Ebru Koralı moderatörlüğünde ve Türkiye Çevre Ajansı temsilcilerinin ve dinleyicilerin katılımıyla toplantı tamamlandı.
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VURGUSU
Bahadır Yaşık, konuşmasında küresel ölçekte çevreye duyarlı ve sürdürülebilir ekonomi hedeflerinin pek çok ülkenin ana gündem maddeleri arasında yer aldığını, Türkiye’nin de bu alanda önemli adımlar attığını söyledi. Depozito yönetim sisteminin de bu genel çerçevenin bir parçası olarak devreye alındığını ifade eden Yaşık, sistemin özünde bir teşvik mekanizması bulunduğunu anlattı.

Yaşık, “Cam, plastik ve alüminyum içecek ambalajlarının iade edilerek bedellerinin geri alınmasını esas alan model, birçok ülkede başarıyla uygulanan çevre dostu bir mekanizma. Sistem, aşama aşama devreye alınacak. Burada hedeflenen 25 milyarlık ambalajın toplanması. Bu uygulama hem çevresel etkinin azaltılmasını hem de ekonomiye katkı verilmesini sağlayacak” değerlendirmesinde bulundu.
Yaşık, özellikle yeme-içme ve konaklama sektörünü yakından ilgilendiren HoReCa alanı bakımından sistemin çift yönlü bir anlam taşıdığına dikkat çekerek, bunun hem bir yükümlülük hem de önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Ambalaj atıklarının önemli bir bölümünü oluşturan bu ürünlerin ayrı toplanıp iade edilmesinin, uzun vadede atık yönetimi maliyetlerini de düşürebileceğini belirten Yaşık, bu etkinin işletmeler açısından da dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
SİSTEMİN ÇERÇEVESİ ANLATILDI
Webinarda sunum yapan Türkiye Çevre Ajansı Depozito Yönetim Sistemi Direktörlüğü yetkilisi Ayşegül Dönmez ise sistemin yasal dayanaklarını ve uygulama esaslarını anlattı. Dönmez, depozito sisteminin 2872 sayılı Çevre Kanunu, Türkiye Çevre Ajansı’nın kuruluşunu düzenleyen 7261 sayılı Kanun, Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği, Sıfır Atık Yönetmeliği ve ilgili usul ve esaslar kapsamında yürütüldüğünü belirtti. Satış noktaları için yükümlülüklerin açık biçimde tanımlandığını, HoReCa işletmelerinin de bu kapsamda satış noktası olarak değerlendirildiğini söyledi.
Dönmez’in verdiği bilgiye göre sistemin kapsamına, üzerinde ‘Doğa’ işareti bulunan 0.1 litre ile 3 litre arasındaki pet, cam ve alüminyum içecek ambalajları giriyor. İade işlemi için ambalajın deforme olmamış olması, barkodunun okunabilir durumda bulunması ve içindeki ürünün tamamen tüketilmiş olması gerekiyor. İşletmelerin sisteme dahil olabilmesi için DBYS üzerinden kayıt yaptırması, bir operatörle anlaşması ve süreçleri ilgili uygulamalar üzerinden yönetmesi gerekiyor.
İŞLETMELERİN SORULARI GÜNDEME GETİRİLDİ
Toplantıda sistemin sahadaki karşılığına ilişkin sorular oldu. Bahadır Yaşık, bireysel kullanıcıların iade hakkından hangi ambalajların kapsama girdiğine, ambalajın deformasyonu halinde iadenin geçerli olup olmayacağına kadar birçok başlığı doğrudan gündeme taşıdı. Böylece webinarın, sektörün aklındaki pratik sorulara yanıt arayan bir zemine dönüşmesi sağlandı.
Moderatör Ebru Koralı da uygulamanın çevresel açıdan kıymetli bulunduğunu, ancak sektör tarafında ciddi soru işaretleri olduğunu vurguladı. Koralı, işletmeler açısından sistemin avantaj mı yoksa yeni maliyetler üreten bir yapı mı olacağının netleşmesi gerektiğini söyledi. Programın ilerleyen bölümünde de özellikle depolama alanı, personel ihtiyacı ve operasyonel yük konuları ön plana çıktı. Koralı, restoran, kafe ve oteller açısından boş ambalajların saklanması ve ayrıştırılmasının ciddi bir iş yükü doğurabileceğine dikkat çekti.
FATURALAMA VE LOJİSTİKTE BELİRSİZLİK
Webinarda işletmelerin uygulamaya dair en somut soruları, lojistik ve faturalama başlıklarında toplandı. Bahadır Yaşık, işletmelerde ambalajların birikmesi halinde bunların ne kadar sürede toplanacağının kritik olduğunu belirterek, pratikte hızlı bir çözüm mekanizmasına ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. Ayşegül Dönmez ise ‘Doğa İş Ortağım’ uygulaması üzerinden sevk talebi açılması halinde ambalajların 24 saat içinde toplanması gerektiğini söyledi.
Bir diğer önemli başlık da depozito bedelinin müşteriye nasıl yansıtılacağı oldu. Yaşık, otel ve restoranlarda bu bedelin faturaya veya adisyona nasıl ekleneceğine ilişkin netliğin önem taşıdığını belirtirken, Dönmez bu konuda Gelir İdaresi Başkanlığı, Ticaret Bakanlığı ve ilgili kurumlarla çalışmaların sürdüğünü, henüz kesinleşmiş bir uygulama bulunmadığını aktardı. Ayrıca işletmelerin depolama alanı, gerekli altyapı ve personel desteği sağlama yükümlülüğünün bulunduğu da ifade edildi.
Sistemin geri dönüşüm ve döngüsel ekonomi açısından önemli bir adım olduğu vurgulanırken, restoran, kafe ve oteller açısından depolama, işgücü, toplama organizasyonu ve mali süreçlerin nasıl şekilleneceği önümüzdeki dönemin temel tartışma başlıkları arasında yer alacak.