Çocuklar ve gençler şefkat ve destek bekliyor

İstanbul Ticaret Odası Meclis Başkanı Dr. Erhan Erken, Oda’nın şubat ayı Meclis Toplantısı’ndaki konuşmasında, üç yıl önce yaşanan 6 Şubat depremlerini hatırlatarak, “Bu afetten çıkarmamız gereken ders, şehirlerimizi daha planlı ve daha güçlü bir anlayışla yeniden inşa etme mecburiyetidir” ifadelerini kullandı.

Giriş: 13.02.2026 - 09:30
Güncelleme: 13.02.2026 - 09:30
Çocuklar ve gençler şefkat ve destek bekliyor

İstanbul Ticaret Odası Meclis Başkanı Dr. Erhan Erken, Oda’nın şubat ayı Meclis Toplantısı’ndaki konuşmasında, üç yıl önce yaşanan 6 Şubat depremlerini hatırlatarak, “Bu afetten çıkarmamız gereken ders, şehirlerimizi daha planlı ve daha güçlü bir anlayışla yeniden inşa etme mecburiyetidir” dedi.


Son haftalarda dünya gündemini meşgul eden Epstein skandalına dikkat çeken Dr. Erhan Erken, “Skandallar, çocukların ve gençlerin nasıl kirli ağların içine çekilebildiğini bir kez daha gözler önüne serdi” diye konuştu.  


ÇARESİZLİK VE İSTİSMAR

Türkiye’de 18 yaşın altında yaklaşık 22 milyon çocuk ve genç olduğunu belirten Dr. Erken, bunun içinde özel ilgiye ve korumaya ihtiyaç duyan ciddi bir kesimin de olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: “Yaklaşık 350 bin çocuk annesini ya da babasını kaybetmiş. 25 bine yakın çocuk devlet koruması altında. On binlerce çocuk sokakta yaşıyor ya da çalışıyor. Binlerce çocuk ise cezaevinde annelerinin yanında büyümek zorunda kalıyor. 


Bunların her biri bir hayattır, bir hikâyedir ve aynı zamanda bir gelecektir. Sorun sadece çocuklarla da sınırlı değil. Yoksulluk, istismar ve çaresizlik nedeniyle sömürü düzenlerinin ve fuhuş sektörünün içine sürüklenen binlerce kadın ve genç kız da var. Ayrıca uyuşturucu illetinin tuzağına düşen genç sayımız ürkütücü boyutta.”


NE YAPABİLİRİZ?

“Bizim yapmamız gereken şey, sadece kötülükleri konuşmak değil iyilikleri örgütlemek olmalıdır” diyen Dr. Erken, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ülkede binlerce çocuk, genç, kadın, kız esasında kendilerine merhametli, şefkatli bir iyilik elinin uzanmasını bekliyor. Birilerini onlara ‘Sen yalnız değilsin’ demesini bekliyor. 


PEKİ BİZ NE YAPABİLİRİZ? MESELA; 

* Devlet koruması altındaki çocuklara hizmet eden kurumlara destek olabiliriz.


* Güvenilir gönüllü kuruluşların yanında yer alabiliriz. 


* Bağımlılıkla mücadele eden kurumlara desteklerimizi artırabiliriz. 


* Amatör spor kulüpleri var. Sadece futbol veya basketboldan bahsetmiyorum, onların çalışmalarını güçlendirebiliriz. 


* Eğitim desteği sağlayabilir, gençlere meslek ve yön kazandırabiliriz.


* Kötülük şebekeleriyle ilişkili olduğunu bildiğimiz çevrelerle ekonomik ve sosyal mesafemizi net biçimde koyabiliriz.


Unutmayalım: Bir çocuğun ya da bir gencin hayatına dokunmak yalnızca bir kişiyi değil, bir nesli ayağa kaldırmaktır.”