Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee, ABD Merkez Bankasının (Fed) politika faizine ilişkin değerlendirmesinde, ilave faiz indirimlerinin ancak enflasyonun yeniden %2 hedefine giden patikaya oturması halinde mümkün olabileceğini belirtti. Goolsbee, mevcut durumda enflasyonun bu patikada olmadığını, yaklaşık %3 seviyesinde sıkışmış göründüğünü ifade etti.
Goolsbee, faiz oranlarının hâlihazırda bulundukları seviyeden daha aşağı inmesinin ihtimal dahilinde olduğunu, hatta birkaç ek indirim daha yapılabileceğini dile getirdi. Ancak bunun tamamen enflasyonun yeniden %2’lik hedef doğrultusunda net bir düşüş sürecine girmesine bağlı olduğuna dikkat çekti ve %3 civarında kalmış bir enflasyon görünümünü kabul edilebilir bulmadığını vurguladı.
WESTPAC, FED’İN SON FAİZ İNDİRİMİ BEKLENTİSİNİ HAZİRAN 2026’YA TAŞIDI
Avustralya merkezli Westpac, ABD ekonomisine ilişkin yayımladığı bültende, büyüme ve istihdam tarafında sergilenen direnç nedeniyle Fed’in faiz patikasına ilişkin tahminlerini güncelledi. Kurum, ekonomik aktivitenin trend büyüme hızının üzerinde seyretmeye devam etmesi nedeniyle Fed’in son faiz indirimi için öngördüğü zamanlamayı Haziran 2026’ya ötelediğini açıkladı.
Bültende, ABD ekonomisinin artan belirsizliklere ve siyasi aksamalara rağmen belirgin bir yavaşlama işareti vermediği belirtildi. Atlanta Fed’in GDPNow takip aracının, federal hükümetin kapalı olduğu dönemlerde dahi üretim artışının trendin üzerinde kaldığını gösterdiği aktarıldı. Westpac, büyümenin 2026 yılında trende doğru dengelenmesini beklese de, ekonomik ivmede kalıcı bir düşüş riski görmediğini ifade etti.
İSTİHDAM PİYASASI VE HANEHALKI BİLANÇOLARINDA GÜÇLÜ GÖRÜNÜM
Westpac analizinde, ABD iş gücü piyasasına ilişkin koşulların bozulmak yerine istikrar kazandığına dikkat çekildi. İstihdam tarafındaki bu görünümün, ekonominin dayanıklılığını destekleyen unsurlardan biri olduğu vurgulandı.
Hanehalkı bilançolarına dair değerlendirmede ise, hisse senedi ve gayrimenkul piyasalarındaki değer artışlarının etkisiyle varlık seviyelerinin rekor düzeylere çıktığı belirtildi. Bu durumun, tüketim harcamaları ve genel ekonomik aktivite açısından destekleyici bir unsur olarak öne çıktığı ifade edildi.