Borsa İstanbul’da ‘seçici olma’ dönemi: Hangi sektörler öne çıkabilir?

Yurt dışı piyasalarda jeopolitik gerilimler, makroekonomik belirsizliklerin etkileri yakından izlenirken, yurt içi piyasalar hisse ve sektör bazlı hareketlerle daha dirençli bir görünüm sergiliyor. BIST 100 endeksi 15 bin puanın üzerinde yeni zirve seviyelerini test etti. Piyasa analistleri olumlu senaryonun devam etmesi halinde BIST 100 endeksinde yılsonu hedefinin 17 bin puan bandı olabileceğini öngördü.

Giriş: 15.05.2026 - 10:03
Güncelleme: 15.05.2026 - 10:03
Borsa İstanbul’da ‘seçici olma’ dönemi: Hangi sektörler öne çıkabilir?

Küresel piyasalar Orta Doğu merkezli jeopolitik riskler, savaş ortamı ve faiz belirsizlikleriyle sarsılırken, nisan ayının ilk haftasından itibaren Borsa İstanbul son dönemdeki emsallerinden pozitif ayrışarak dikkatleri üzerine çekti.

Dünyadaki negatif havaya rağmen belirgin bir pozitif ayrışma sergileyen BIST 100 endeksi, yeni zirveleri test ederek yukarı yönlü ivmesini koruyor. Ekonomi yönetiminin risklere karşı attığı adımlar, düşen risk primi (CDS) ve artan yabancı ilgisi piyasadaki bu yükseliş trendini destekleyen başlıca unsurlar olarak öne çıkıyor. 

PİYASALAR SAVAŞ DURUMUNU SİNDİRDİ
Jeopolitik risklerin piyasalar üzerindeki ilk şok etkisinin azaldığını belirten Gedik Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, piyasaların mevcut duruma uyum sağladığını söyledi. Bal, şöyle devam etti: “Bu savaş uzun zamandır piyasaların gündeminde. Dolayısıyla ilk günkü kadar fiyatlamalar üzerinde etki oluşturmuyor diyebiliriz. Şu an için zaman zaman artan diplomasi, daha doğrusu barış beklentileri piyasaları desteklese de daha öncesinde bu beklentilerin boşa çıktığını gördük. Son yaşanan gelişmelerle geçen hafta oluşan iyimserliğin biraz kaybolması, piyasalara çok büyük bir satış getirmedi. Bu durum piyasaların mevcut durumu bir miktar sindirmesi ve biraz daha finansal sonuçlara, makro verilere odaklanmasıyla alakalı.”

Borsa İstanbul’da ‘seçici olma’ dönemi: Hangi sektörler öne çıkabilir?

ATEŞKES BOZULURSA BASKI DERİNLEŞİR
Bal, jeopolitik gelişmelerin göz ardı edilemeyecek bir unsur olduğunu vurgulayarak, risk senaryolarına dikkat çekti. Bal, “Eğer burada barış bekliyorken ateşkes bozulur, saldırılar tekrar başlar, Hürmüz Boğazı kapalı kalmaya devam eder ve petrol yeniden hızlı bir şekilde yükselişe geçerse, tekrar derinleşen bir baskıyı piyasalarda takip edebiliriz. Şu an ateşkes var, saldırılar devam etmiyor, diplomasi kanalı hâlâ açık. Bu durum piyasaları belli seviyelerde tutabiliyor. Önümüzdeki günlerde piyasaların kuvvetli bir şekilde tekrardan toparlanabilmesi için savaşın bitmesi, barışın sağlanması ve Hürmüz'ün açılması lazım” diye konuştu. 

YÜKSELİŞ TÜM SEKTÖRLERE YAYILMADI
Endeksteki rekor seviyelere rağmen tüm sektörlerin aynı performansı göstermediğini ifade eden Bal, hisse bazlı hareketlerin endeksi yukarı taşıdığını belirtti. Havacılık ve bankacılık sektörlerinin savaşın başlamasından önceki seviyelerin altında kalmaya devam ettiğini vurgulayan Bal, şu değerlendirmeyi yaptı: “Ancak Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksinde özellikle bazı hisselerdeki temel görünümden kopuk sert yükselişler ve ağırlığı yüksek hisselerde gelinen ciddi seviyeler endekse puansal anlamda katkılar sunan taraf oldu. Özellikle belli hisselerde yoğunlaşan sert yükselişler endeksi yukarı taşısa da genele ve tüm sektörlere yayılan bir hareketten bahsedemiyoruz. O yüzden direkt endeksin kendisine bakmak burada çok doğru bir gösterge olmayabiliyor. Bankacılığın ve havacılığın daha iyi fiyatlanabilmesi için savaşın sonlanmasını, barışa doğru giden bir süreci ve petrol fiyatlarındaki düşüşün devamını görmemiz gerekir.”

FAİZ İNDİRİMİ İÇİN ALAN DARALDI
Enflasyonist baskıların para politikası üzerindeki etkisini değerlendiren Onurcan Bal, faiz indirim sürecine ilişkin şu tespitte bulundu: “Mart başında başlayan savaşın ve petrol fiyatlarındaki yükselişin sadece bizim için değil, küreselde de enflasyonist bir baskı oluşturduğunu takip ediyoruz. Bizde mart ve nisan aylarında enflasyonun yüksek gelmesi, bu savaşın başta enerji olmak üzere gıda fiyatları üzerinde de oluşturduğu yukarı yönlü baskıdan kaynaklanıyor. O sebeple sene başında düşündüğümüz kadar dezenflasyon anlamında bir düşüş göremeyeceğiz. Bu da Merkez Bankası'nın sene başında düşündüğümüz kadar faiz indirimi yapamayacağı anlamına geliyor. Yani Merkez Bankası'nın faiz indirim alanı biraz daraldı. Şu anki durumda, savaşın bittiği senaryoda da Merkez Bankası'ndan yılın son çeyreğinde daha sınırlı faiz indirimleri olabilir diye düşünüyoruz. Normal şartlarda savaş öncesinde daha fazla bir alan söz konusuydu.”


Borsa İstanbul’da ‘seçici olma’ dönemi: Hangi sektörler öne çıkabilir?

HANGİ SEKTÖRLER ÖNE ÇIKAR?
Savaşın sona ermesi durumunda sektörler arasında ciddi bir rotasyon yaşanacağını öngören Bal, yaşanabilecek sektörler rotasyonunu şöyle sıraladı: “Savaş döneminde Aselsan, Tüpraş, Petkim, Astor ve belki biraz demir çelik gibi sektörler diğerlerinden daha iyi performans gösterdi. Savaşın bitmesi halinde, petrol fiyatlarının yükselmesiyle marjların şirketler lehine açılmasından dolayı iyi giden petrokimya ile savaş ortamında defansif olarak öne çıkan savunma sektörlerinin görece daha zayıf kaldığını göreceğiz. Risklerin yatıştığı bir durumda ise geride kalan bankacılık, havacılık, holdingler ve telekom gibi sektörlerin daha öne çıkabileceğini ve iyi performans gösterebileceğini düşünüyoruz.”

YIL SONU HEDEFİ 17 BİN PUAN
Endeksin geleceğine ve yaz ayları performansına dair beklentilerini rakamlarla açıklayan Bal, şu öngörüyü paylaştı: “Yaz aylarında savaş biterse endeks için mayıs ayı içinde ve yaz aylarında iyi bir performans bekliyoruz. Çünkü yılın son çeyreğindeki faiz indirimlerinin yaz aylarında yavaş yavaş satın alınabileceğini düşünüyoruz. Yılın son çeyreğinde çok ekstrem bir risk artışı görmezsek olumlu tablonun devamını bekleriz. O yüzden yılsonuna kadar endeks tarafında 16 bin 500 ile 17 bin seviyelerinin görülebilir olduğunu düşünüyoruz.”

HİSSEDE SEÇİCİ OLUNMALI
Yatırımcılara portföy çeşitlendirmesi ve risk yönetimi konusunda uyarılarda bulunan Gedik Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, sözlerini şöyle tamamladı: “Mevcut durumda faiz oranlarının da bir süre yüksek kalacağını dikkate aldığımızda sadece hisse senedi değil, sabit getirili TL ürünlerinden ve seçici olarak hisselerden oluşan bir portföy kurmak gerekiyor. Borsa İstanbul genelinde bazı hisse ve sektörlerde temelden kopuk, çok yüksek değerlemelere sahip fiyatlamalar olduğunu görüyoruz. Bu hisselerde yatırımcı olmanın riski yüksek seyredebilir. Bu noktaya dikkat etmek ve profesyonel yardım alarak ilerlemekte fayda var. Hisselerden, sabit getirili TL ürünlerinden ve biraz altından oluşan bir portföyle yılı dengelemek ve portföyleri yönetebilmek mümkün.”

İYİMSERLİK FİYATLAMALARA DAHİL OLDU
Borsa İstanbul'daki yükselişi teknik bir temele dayandıran İnfo Yatırım-Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, endekste kritik dirençlerin aşıldığını belirterek, süreci şöyle özetledi: “Borsa İstanbul tarafına baktığımızda hem teknik hem de temel bazı oluşumlar vardı. Özellikle teknik olarak 'çanak kulp' yapısının oluşması ve bu yapının boyun çizgisinin (14 bin 600), haber akışları ile geçtiğimiz hafta kırılması endekse teknik anlamda momentumu getiren unsur oldu. Nisan ayında endeksi yukarı taşıyan hisselere baktığımızda savunma sanayi, perakende ve petrokimya ön plana çıktı. Bu şirketlerin ön plana çıkmasının en büyük sebebi mevcut gelişmelerden olumlu etkilenme ihtimalleri olmasıydı. Olumsuz etkilenecek diğer sektörlerde ise geri çekilme gördük.”

Borsa İstanbul’da ‘seçici olma’ dönemi: Hangi sektörler öne çıkabilir?


BİLANÇO ETKİSİ
Endeksi taşıyan sektörlerde bir bayrak değişimi yaşandığına işaret eden Altunsaray, bilançolardaki toparlanmaya dikkat çekerek, şöyle konuştu: “Şu an Borsa İstanbul tarafında endekste ağırlığı yüksek olup, uzun zamandır bilanço anlamında toparlama göstermemiş fakat birinci çeyrek bilançolarında toparlanma olan şirketlerin ön plana çıktığını söyleyebilirim. Bu toparlanma devam ederse özellikle demir çelik, içecek ve kimya sektörlerinde bu hikayenin borsada fiyatlamalara daha fazla dahil olma ihtimali olduğunu düşünüyorum.”

RAKİPLERİN ARTAN MALİYETİ BİZE YARIYOR
Altunsaray, Türk şirketlerinin avantajlı konumunu şu sözlerle açıkladı: “Burada ana hikaye bence şu; sanayi tarafında faaliyet gösteren şirketlerimizin dünyadaki en büyük rakipleri Çin ve Hindistan firmaları. Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve navlun fiyatlarının artması, bu bölgenin maliyetlerini artırdı ve sanayi şirketlerimize yönelinmesine neden oldu. Bu hikayenin biraz daha devam edeceğini düşünen taraftayım.”

GIDA VE YENİLENEBİLİR ENERJİ ÖNE ÇIKABİLİR
Altunsaray, enflasyon ve enerji maliyetlerinin getirdiği risklerin fırsata dönüşebileceği sektörleri ise şöyle değerlendirdi: “Küresel enflasyon ve gıda enflasyonu riskini de göz önünde bulundurursak perakende ve gıda tarafı ön plana çıkabilir gibi duruyor. Aynı zamanda enerji maliyetlerinin bu kadar arttığı bir dönemde alternatif enerjilere yönelimin devam edeceğini unutmamak lazım. Bu yüzden yenilenebilir enerji tarafı kritik önem taşıyacaktır ki şu an endeksi ciddi anlamda destekledi diyebilirim.”

Teknik formasyonlar ışığında yılsonu beklentisini rakamlarla açıklayan Altunsaray, makroekonomik verilere karşı da yatırımcıları şöyle uyardı: “Teknik olarak bir rakam çıkarmak gerekirse; endeksteki çanak kulp yapısında bulunan çanak derinliği yaklaşık 1.900 puan. Boyun çizgisini de 14 bin 600 olarak baz alırsak, formasyon hedefi olarak 16 bin 400-16 bin 500 rakamlarının sene sonuna kadar ön plana çıkacağını düşünen taraftayım. Fakat önemli bir nokta var; eğer ki ekonomik datalarda kalıcı bir bozulma olursa bu rakamı güncellemek çok kritik olacak. Yılın geri kalanında hisse anlamında hem seçici olmak hem de değişen konjonktürel yapıdan olumlu etkilenecek sektörlere bakmak önemli.”