Bağımsız Bosna Hersek 34 yaşında

Balkan ülkesi Bosna Hersek, 29 Şubat-1 Mart 1992 tarihlerinde düzenlenen referandumun ardından Yugoslavya'dan ayrılarak elde ettiği ve ardından yaşanan savaşta on binlerce şehit vererek bedel ödediği bağımsızlığının 34'üncü yıl dönümünü kutluyor.

Giriş: 28.02.2026 - 14:59
Güncelleme: 28.02.2026 - 14:59
Bağımsız Bosna Hersek 34 yaşında

Balkanlar'ın en güzel ülkelerinden olan, doğal güzellikleriyle bilinen ve nüfusunun yarısını Müslüman Boşnakların oluşturduğu Bosna Hersek'te, bağımsızlığın 34'üncü yılına gelinmesine karşın 1992-1995 yılları arasında yaşanan savaşın acı izleri hala silinmiş değil.


Ülkede savaşı sona erdiren ancak beraberinde getirdiği karmaşık siyasi düzen nedeniyle yoğun eleştirilere konu olan Dayton Barış Anlaşması, Bosna Hersekli pek çok siyasetçi tarafından istikrarın önündeki başlıca engel olarak değerlendiriliyor.


Bosna Hersek, 1 Mart 1992'de ilan edilen bağımsızlığının 34'üncü yılında gelişme potansiyeline ve rekabetçi iş gücü maliyetlerine sahip olmasına rağmen, göç dalgası nedeniyle nüfusunu yitiren ülkeler arasında yer alıyor.

Bağımsız Bosna Hersek 34 yaşında

SIRPLARIN BASKILARINA KARŞIN GERÇEKLEŞTİRİLEN BAĞIMSIZLIK REFERANDUMU 

Hırvatistan'ın 1991 yılında Yugoslavya'dan koparak bağımsızlığını kazanmasının ardından büyük ölçüde Sırpların denetimindeki Yugoslav Halk Ordusu (JNA) ile Hırvat kuvvetleri arasında başlayan çatışmalar, komşu Bosna Hersek topraklarına da taşındı.

JNA, Bosna Hersek sınırları dahilinde olmakla birlikte nüfusunun büyük bölümünü Hırvatların oluşturduğu Ravno'ya saldırı düzenledi. Yugoslavya'nın parçalanma sürecini kendi çıkarları doğrultusunda değerlendirmek isteyen Bosnalı Hırvatlar ve Sırplar ise ülke topraklarını paylaşma hesaplarına girişti.

Ülkedeki Hırvatlar 18 Kasım 1991'de Hersek Bosna Hırvat Cumhuriyeti'ni, Sırplar ise 9 Ocak 1992'de Sırp Cumhuriyeti'ni tek taraflı olarak ilan etti.

O günlerde ülke nüfusunun büyük çoğunluğunu teşkil eden Müslüman Boşnakların bağımsız bir devlet kurmaktan başka seçeneği bulunmuyordu. Bosnalı Sırpların açık tehditlerine rağmen Slovenya ve Hırvatistan'ın Yugoslavya'dan ayrılmasının hemen ardından Bosna Hersek'te de bağımsızlık referandumu kararı alındı.

Bosnalı Sırplar referandumu büyük ölçüde boykot etse de, 29 Şubat-1 Mart 1992 tarihlerinde yapılan halk oylamasında seçmenlerin yüzde 64,31’i sandığa gitti. Kullanılan oyların yüzde 99,44’ü ise bağımsızlık yönünde çıktı.

Bağımsızlığını ilan eden Bosna Hersek, 22 Mayıs 1992'de Birleşmiş Milletler'e (BM) üye ülkeler arasına kabul edildi

.

MÜSLÜMAN BOŞNAKLAR, PARAMİLİTER SIRP BİRLİKLERİNİN KATLİAM VE SOYKIRIMIYLA KARŞILAŞTI 

Bağımsızlık referandumunun hemen ardından JNA'nın yanı sıra Bosna Hersek ve Sırbistan'daki paramiliter Sırp birlikleri, Müslüman Boşnaklara yönelik sistematik bir etnik temizlik kampanyası başlattı.

Bağımsız Bosna Hersek'in ilk cumhurbaşkanı Boşnak lider Aliya İzetbegoviç'in önderliğinde, ülkenin toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve bağımsızlığını savunmak amacıyla farklı din ve etnik kökenden Bosna Hersekliler bir araya geldi.

Bosna Hersekliler kuzeyde ve doğuda Sırplara, güneyde ve batıda ise Hırvatlara karşı savaştı.

Tüm dünyanın gözleri önünde 3,5 yıl boyunca süren savaş döneminde büyük çaplı sivil katliamlar, işkenceler, etnik temizlikler, zorla sürgünler ve soykırım yaşandı, başkent Saraybosna ise tam 44 ay boyunca Sırp kuşatması altında kaldı.

Temmuz 1995'te Bosna'nın doğusundaki Srebrenitsa şehrine giren savaş suçlusu Sırp komutan Ratko Mladic'in emrindeki kuvvetler, yalnızca birkaç gün içinde en az 8 bin 372 Boşnak erkeği katledip soykırım gerçekleştirdi. Prijedor, Foca, Zvornik ve Visegrad gibi pek çok şehirde uygulanan etnik temizlik, bu bölgelerdeki Boşnak nüfusunu neredeyse tamamen yok etti ve savaştan sonra uluslararası mahkemeler buralarda yaşananları savaş suçu kapsamında saydı.


DAYTON BARIŞ ANLAŞMASI ÜLKEDEKİ SİLAHLI ÇATIŞMALARA SON VERDİ 

Yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği, bir milyondan fazlasının yurtlarını terk etmek zorunda kaldığı, kadınların cinsel şiddete maruz bırakıldığı, sivillerin toplama kamplarında ağır işkencelere tabi tutulduğu kanlı savaş, ABD'de uzun soluklu müzakerelerin ardından 21 Kasım 1995'te paraf edilen ve dönemin Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç, Sırbistan Cumhurbaşkanı Slobodan Milosevic ile Hırvatistan Cumhurbaşkanı Franjo Tudjman tarafından Fransa'da 14 Aralık 1995'te imzalanan Dayton Barış Anlaşması ile son buldu.

Bosna Hersek'e karmaşık bir siyasi yapı kazandıran bu antlaşma çerçevesinde Boşnak, Hırvat ve Sırplar "ülkenin kurucu halkları" statüsünde tanındı. Ülke, nüfusunun ağırlıklı kesimini Hırvat ve Boşnakların oluşturduğu Bosna Hersek Federasyonu (FBIH) ile Sırp nüfusun yoğunlaştığı Sırp Cumhuriyeti (RS) adlı iki entiteden ve ayrı bir statüye sahip Brcko bölgesinden müteşekkil oldu. FBIH entitesi ise her birinin müstakil hükümeti ve meclisi bulunan 10 kantona bölündü.

Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi, bünyesindeki Boşnak, Sırp ve Hırvat üyelerle ülkedeki en yüksek makamı teşkil ediyor, dört yıllık süre için halk tarafından seçilen konsey üyeleri, 8'er aylık dönemler halinde dönüşümlü biçimde "Konsey Başkanlığı" görevini üstleniyor. Hırvat ve Boşnak üyeler FBIH'de ikamet edenler, Sırp üyeler ise RS'de yaşayanlar tarafından seçiliyor.

Dayton Barış Anlaşması'nın öngördüğü koşullar gereği ülkede geniş yetkilerle donatılmış yabancı bir diplomat "Yüksek Temsilci" sıfatıyla görev yapıyor. Yüksek Temsilci, Devlet Başkanlığı Konseyi üyeleri de dahil olmak üzere tüm devlet yetkililerini görevden alma ve mevzuatta değişiklikler yapma konusunda yetki sahibi.

Antlaşmanın ortaya koyduğu karmaşık yapı dahilinde kanton, entite ve devlet kademelerinde 5 başkan (üçü Konsey üyesi), 13 başbakan ve 130'u aşkın bakan görev yapıyor. Uzmanlara göre, bu çok katmanlı karmaşıklık, kurumlar arasında defalarca yetki belirsizliğine zemin hazırlıyor ve karar alma süreçlerini ciddi ölçüde zorlaştırıyor.


BOSNALI SIRPLARIN AYRILIKÇI SÖYLEMLERİ 

Bosna Hersek'te genç nüfusun Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere yönelik göç akını ve ekonomik sorunların yanı sıra RS yetkililerinin "ayrılıkçı" nitelikteki açıklamaları da gündemin sürekli güncel kalan başlıkları arasında yerini koruyor.

Bosnalı Sırp yetkililer zaman zaman RS'nin Bosna Hersek'ten bağımsızlığını ilan edebileceğine dair açıklamalar yapıyor. RS, Dayton Barış Anlaşması kapsamında taşınmaz mülklerin entitelere devredildiği görüşünü savunurken, Bosna Hersek Anayasa Mahkemesi'nin bu mülklerin kullanım hakkının entitelere, mülkiyet hakkının ise devlete ait olduğuna hükmetmesine karşın tartışmalar sürüyor.

Özellikle son dönemde Bosna Hersek Mahkemesi'nin RS Başkanı Milorad Dodik'e "Yüksek Temsilcilik Ofisi (OHR) kararlarına uymamak" suçundan 1 yıl hapis ve 6 yıl siyasi yasak cezası vermesi, RS yetkililerinin ayrılıkçı söylemlerini daha da keskinleştirdi.


BOSNA HERSEK'İN AB ÜYELİĞİ HEDEFİ DIŞ POLİTİKADAKİ EN ÖNEMLİ HEDEF 

Balkanlar'ın batısındaki ülkelerin büyük çoğunluğunda olduğu gibi Bosna Hersek'in dış politika öncelikleri arasında da AB üyeliği başı çekiyor. 2016'da AB'ye resmi üyelik başvurusunda bulunan Bosna Hersek, 15 Aralık 2022'de "aday ülke" statüsü kazandı, ardından gerekli koşulları sağlamak suretiyle 12 Mart 2024'te AB'ye katılım müzakerelerine resmen başladı.

NATO üyeliği hedefi konusunda ise Rusya ile yakın ilişkileriyle tanınan Bosnalı Sırp yetkililer bu adıma karşı çıkarken, diğer Bosnalı siyasetçiler NATO üyeliğini bir "zorunluluk" olarak nitelendiriyor.

Ülkenin nüfusu, 2013'te gerçekleştirilen son sayıma göre 3 milyon 531 bin 159 kişiden oluşuyor. Bu nüfusun yüzde 50,11'ini Boşnaklar, yüzde 30,78'ini Sırplar, yüzde 15,43'ünü Hırvatlar ve yüzde 3,68'ini diğer etnik gruplara mensup vatandaşlar oluştururken, toplam nüfusun yüzde 50,7'si İslam inancına mensup.