Bilim insanları, 3,5 ila 4 milyar yıl önce Ay'ın jeolojik evriminin başlarında güçlü bir manyetik alana sahip olup olmadığı konusunda uzun yıllardır ikiye bölünmüştü. Bazı uzmanlar Ay çekirdeğinin güçlü bir manyetik dinamo üretemeyecek kadar küçük (yarıçapının sadece 7'de 1'i) olduğunu savunurken; diğerleri Apollo astronotlarının getirdiği kayalardaki güçlü manyetik izleri kanıt gösteriyordu.
Nature Geoscience dergisinde yayımlanan yeni çalışma, bu karmaşık bilmeceyi çözerek her iki tarafın da kısmen haklı olduğunu, ancak büyük resmin bir "örnekleme yanlılığı" nedeniyle yanlış yorumlandığını ortaya çıkardı.
TİTANYUM ZENGİNİ KAYALAR
Oxford Üniversitesi Yer Bilimleri Bölümü'nden Doçent Claire Nichols ve ekibi, tartışmanın temel nedeninin Apollo görevlerinin iniş stratejilerinden kaynaklandığını tespit etti. Uzay araçlarının güvenli bir şekilde inebilmesi için düzlük alanlar olan Mare bazalt ovaları tercih edilmişti. Ancak bu ovalar, tesadüf eseri titanyum açısından son derece zengin volkanik kayalarla doluydu ve bu kayalar nadir görülen manyetik anomalileri kaydetme konusunda mükemmel birer "kara kutu" işlevi görüyordu.
Araştırmanın temel bulguları şu şekilde özetleniyor:

STRATEJİK ÖNEME SAHİP
Araştırmacılar, geliştirilen yeni bilgisayar modelleriyle bu durumu simüle etti. Ortak yazar Doç. Dr. Jon Wade durumu şu çarpıcı örnekle açıkladı: "Eğer Dünya'yı keşfeden uzaylılar olsaydık ve buraya sadece düz yüzeyleri seçerek altı kez inmiş olsaydık, biz de benzer bir yanılgıya düşerdik. Apollo'nun Mare bölgesine odaklanması tamamen tesadüftü."
Bu çalışma, sadece geçmişi aydınlatmakla kalmıyor, aynı zamanda trilyonlarca dolarlık bir potansiyel taşıyan uzay madenciliği için de kritik veriler sunuyor. Makalenin ortak yazarlarından Dr. Simon Stephenson, artık hangi ay yüzeyi örneklerinin hangi manyetik alan şiddetlerini barındırdığını tahmin edebildiklerini belirterek, ufuktaki Artemis görevlerinin bu yeni hipotezleri test etmek ve Ay'ın derinliklerindeki maden haritasını çıkarmak için eşsiz bir fırsat sunacağını vurguladı.