Avrupa’nın hızlanan savunma harcamaları ve tedarik zinciri arayışı, Türk savunma sanayini ‘ortak üretim–ihracat–operasyonel işbirliği’ üçgeninde yeni bir boyuta taşıdı. Berlin, Roma ve Madrid hattında atılan somut adımlar, Türkiye’nin savunma diplomasisindeki derinleşmenin fotoğrafını netleştiriyor. Son olarak TCG Anadolu’nun Rotterdam Limanı’nda demirleyerek, Türk platformlarını müttefik paydaşlara sunmas,ı Hollanda ile de savunma sanayi işbirliği anlaşması imzalanmasını gündeme getirdi. TCG Anadolu’nun geçen haftaki Rotterdam ziyaretini değerlendiren Türkiye’nin Lahey Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan da Hollanda ile Türkiye’nin birlikte Avrupa güvenliğine çok önemli katkılar sağlayabileceğine dikkat çekti.
ORTAK SAVUNMA PROJELERİ
Türkiye, Almanya ile ilişkilerinde geleneksel ticaret modelini aşarak ortak geliştirme alanını büyütmeyi hedefliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Alman Şansölyesi Friedrich Merz ile gerçekleştirdiği zirvede verilen ‘ortak savunma projeleri’ mesajı, bu yeni dönemin siyasi zeminini oluşturdu. Sahada ise Repkon şirketinin Almanya’da 155 mm topçu mühimmatı için imzaladığı ‘anahtar teslim tesis’ anlaşması, Türkiye’nin Avrupa’ya kritik teknoloji transferi yapan bir aktöre dönüştüğünün en somut kanıtı olarak öne çıkıyor.

NATO’nun Steadfast Dart 2026 tatbikatı, Türk savunma sanayi için eşsiz bir tanıtım mecrasına dönüştü. TCG Anadolu’nun Rotterdam Limanı’nda demirleyerek bir ‘yüzer fuar’ formatında Türk platformlarını müttefik paydaşlara sunması, ürünlerin harekat ortamındaki kabiliyetini yerinde gösterdi. Türkiye’nin Lahey Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, Türk savaş gemilerini büyük bir gurur ve onurla karşıladıklarını belirterek, “Hollanda, denizci bir ülke ve deniz savunmasında önemli teknolojileri var. Hollanda ile Türkiye’nin birlikte Avrupa güvenliğine çok önemli katkılar sağlayabileceğini düşünüyorum” görüşünü paylaştı.

İtalya ayağında ise Baykar’ın hamleleri dikkat çekiyor. Piaggio Aerospace satın alımının tamamlanması, Türk üreticilerin Avrupa’nın köklü havacılık altyapısına doğrudan erişimini sağladı. Bu adım, ‘sadece ihracat’ döneminin kapanıp ‘Avrupa içinde üretim ve sertifikasyon’ döneminin başladığının habercisi. Öte yandan, Baykar’ın dünya devi Leonardo ile insansız sistemler üzerine kurduğu ortak girişim, Avrupa’nın İHA açığını kapatmaya yönelik stratejik bir mühendislik köprüsü oluşturuyor.
HÜRJET İLE ENDÜSTRİYEL ORTAKLIK
İspanya’da da HÜRJET projesi, basit bir uçak satışının ötesine geçerek kapsamlı bir endüstriyel işbirliği modeline dönüştü. İspanya Bakanlar Kurulu’nun HÜRJET temelli eğitim sistemi onayına, TUSAŞ ve Airbus arasında imzalanan çerçeve anlaşma eşlik ediyor. Bu model, İspanyol sanayisinin alt sistemlerde yerelleşmesini ve eğitim-lojistik paketinin Avrupa standartlarında bütünleşmesini öngörüyor.

Stratejik dönüşümün üç ana sütunu
Dört farklı ülkede eş zamanlı yürütülen bu süreçler, Türkiye’nin savunma vizyonundaki üç ana eğilimi gösteriyor: