‘Arz’ milli güvenlik meselesi! Enerjinin 3’te 1’i nükleerden gelecek

Enerji tedarikinde dışa bağımlılığın ağır faturası görülürken, ülkeler kesintisiz, düşük karbonlu ve güvenilir kaynak arayışını hızlandırdı. Türkiye ise arz güvenliği ve enerji bağımsızlığı hedefiyle nükleer hamlesini büyütüyor. Akkuyu’nun ardından Sinop ve Trakya’da iki yeni nükleer santral planlanırken, küçük modüler reaktörlerle desteklenecek kapasite sayesinde enerji ihtiyacının yaklaşık üçte birinin nükleerden karşılanması hedefleniyor.

Giriş: 15.05.2026 - 09:20
Güncelleme: 15.05.2026 - 11:08
‘Arz’ milli güvenlik meselesi! Enerjinin 3’te 1’i nükleerden gelecek

Rusya-ukrayna savaşıyla gaz krizine giren avrupa, bugün Hürmüz Boğazı kaynaklı yeni arz riskiyle karşı karşıya. Bağımlılığın ağır faturasını ödeyen avrupa, enerji politikasında yeni arayışlara yöneldi. Türkiye ise uzun vadeli arz güvenliği hedefiyle nükleer enerji yatırımlarını kararlılıkla sürdürüyor. akkuyu Nükleer Güç santrali’nin kademeli olarak devreye girmesiyle Türkiye’nin enerji portföyünde stratejik bir dönüşüm başlayacak.


STRATEJİK BAĞIMSIZLIK MESELESİ

Kıta avrupası, 700 milyon nüfusuyla enerji krizleriyle birlikte nükleer enerjiye olumsuz bakışını değiştirdi. Bir dönem çevreyi kirlettiği endişesiyle mesafeli yaklaşılan, mevcut nükleer tesislerini kapatan ve yıkan avrupa’da nükleer enerji kesintisiz ve düşük karbonlu üretim kapasitesiyle yeniden gündemde. aB’nin nükleer enerjiyi yeşil yatırım sınıflandırmasına dahil etmesi, bu dönüşümün en önemli işareti oldu. Çünkü enerji güvenliği artık yalnızca fiyat meselesi değil, aynı zamanda stratejik bağımsızlık meselesi haline geldi. Enerji uzmanlar,ı avrupa’daki bu dönüşümün nedenlerini şöyle sıralıyor:


Avrupa Birliği’nde ortalama konut elektrik fiyatı yaklaşık 25.8 Euro/kWh seviyesinde hesaplanıyor.


Avrupa Birliği’nde ortalama doğalgaz fiyatı yaklaşık 11.4 Euro/ 100 kWh seviyesinde.


Almanya’da spot elektrik fiyatları yaklaşık 99 Euro/MWh seviyesinde seyrediyor.


İtalya’da ise spot elektrik fiyatları yaklaşık 143 Euro/MWh seviyesine kadar çıkıyor.


Almanya’da 4 kişilik bir aile 100 Euro elektrik faturası/150 Euro doğalgaz faturası ödüyor.


ENFLASYONU TETİKLİYOR

Enerji maliyetlerindeki bu artış, avrupa’da enflasyonun da yükselmesine neden oldu. 2022’de Rusya ve aB arasındaki gerilimin ardından avrupa’nın stoklarının erimesiyle birlikte enflasyon en tepe noktayı gördü. Halen aB bölgesinde enflasyon tüm zamanların rekorlarını kırıyor. almanya’da Orta Doğu’daki gerilimin enerji maliyetlerini tetiklemesiyle yıllık enflasyon nisanda yüzde 2.9’a yükselerek, Ocak 2024’ten beri en yüksek seviyesine ulaştı. Böylece yıllık enflasyon, avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yüzde 2’lik hedefinin üzerinde kalmaya devam ediyor.


NÜKLEER İÇİN ORTAK BİLDİRİ

Bu gelişmenin etkisiyle Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen Nükleer Enerji Zirvesi’nde, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 27 ülke, nükleer enerjinin finansmanına ilişkin ortak bir bildiri yayımladı. Böylece nükleer enerjiye dönüş konusunda bir adım daha atıldı. söz konusu yaklaşımın Türkiye’ye de olumlu etki yapması bekleniyor. Nitekim, bu zirveye katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı alparslan Bayraktar da nükleer enerjinin enerji dengelemesi açısından kritik bir rol oynadığını belirterek, bu durumun, Türkiye’nin enerji bağımsızlığına katkı sağlayacağını düşündüğünü söyledi.


TÜRKİYE GELECEĞİ İNŞA EDİYOR

Avrupa krizlerle yön ararken, Türkiye ise uzun vadeli enerji arz güvenliği için nükleer yatırımlarını sürdürüyor. akkuyu Nükleer Güç santrali’nin kademeli olarak devreye alınmasıyla Türkiye’nin enerji portföyünde yeni bir dönem başlayacak. Türkiye’nin akkuyu’nun yanı sıra sinop ve Trakya’da da nükleer santral hedefi var. İki yeni santralle beraber bölgesel enerji liderliğinde önemli bir adım atacak. Üç santralin tam kapasiteyle devreye alınması halinde, nükleer enerjinin elektrik üretimindeki payının güçlü şekilde artması hedefleniyor. Her birinin, toplam ulusal kapasiteye yüzde 10 katkıda bulunması beklenen nükleer güç santralleri, tedarik güvenliğinin yanı sıra teknoloji yatırımları için de ihtiyacı karşılayacak.


Ar-Ge merkezlerinin ve teknoparkların etkinliğini artıracak bu gelişmelerin, yeni küresel markaların doğmasını destekleyeceği belirtiliyor. Böylece güvenli ve istikrarlı kaynaklar, Türkiye’yi yüksek katma değerli yeni yatırımlar için çok daha çekici, bölgesinde de lider ülke haline getirebilir. Bu adımlar, yalnızca elektrik üretimi açısından değil, teknoloji transferi ve enerji bağımsızlığı açısından da kritik görülüyor. avrupa’nın enerji krizleriyle yeniden tartıştığı nükleer enerji, Türkiye için uzun vadeli stratejinin merkezinde yer alıyor.


KÜÇÜK MODÜLER REAKTÖRLER

Mersin’de yapımı süren akkuyu Nükleer Güç santrali ile Türkiye’nin nükleer alandaki teknik kapasitesinin güçlendiğine işaret eden Enerji uzmanı altuğ Karataş, yerli sanayinin nükleer standartlarda üretim yapabilme kabiliyetinin arttığını, bunun da gelecekte sMR ve mikro reaktör teknolojilerine geçiş için önemli bir zemin oluşturduğunu söyledi. Nükleer enerji yatırımlarında güvenlik standartları ve toplumsal kabulün kritik önemde olduğunu da vurgulayan Karataş, şunları söyledi: “Nükleer enerji dünyada en sıkı regülasyonlara tabi alanlardan biri. Bu nedenle süreçlerin güvenlikten taviz verilmeden ve toplumsal güven korunarak yürütülmesi gerekiyor.”


Türkiye’nin enerji arzını çeşitlendirme, dışa bağımlılığı azaltma ve enerji merkezi olma hedefi doğrultusunda izlediği politikanın küresel gelişmelerle birlikte daha da önem kazandığını belirten Karataş, küçük modüler reaktörler ve mikro reaktörlerin Türkiye’nin uzun vadeli enerji vizyonunu destekleyecek stratejik fırsatlar arasında yer aldığını kaydetti. Karataş, sondaj çalışmalarındaki gibi teknoloji transferi de gerçekleşeceğini belirterek, “yeni santrallerin kurulması buradaki tecrübeyle daha da ilerleyecek” dedi.

‘Arz’ milli güvenlik meselesi! Enerjinin 3’te 1’i nükleerden gelecek


TOPLAM PAYI 3’TE 1’İ AŞACAK 

Kademe kademe Akkuyu, Sinop ve Trakya nükleer santralleri ile küçük modüler reaktörlerin devreye girmesi, Türkiye’nin enerji mimarisinde yeni bir sayfa açacak. Büyük ölçekli santrallerin her birinin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 10’unu karşılaması, SMR kapasitesinin de eklenmesiyle nükleerin toplam payının üçte bir seviyesini aşması bekleniyor. Bu dönüşüm, Türkiye için üç temel sonuç doğuracak:


Enerji arz güvenliği güçlenecek.


Cari açık üzerindeki enerji baskısı azalacak.


Düşük karbonlu üretim hedeflerine katkı sağlanacak.


Küresel krizlerin enerji piyasalarını yeniden şekillendirdiği bir dönemde Türkiye, nükleer enerjiyle hem ekonomik hem de stratejik bağımsızlığını artırmayı hedefliyor.


2030 SONRASI ENERJİ MODELİ 

Enerji Uzmanı Altuğ Karataş, pandemi ve savaşların ardından Körfez’de tırmanan geriliminin enerji arz güvenliği konusunu yeniden küresel gündemin merkezine taşıdığını belirterek, “Enerji artık sadece ekonomik bir başlık değil, doğrudan milli güvenlik meselesi haline geldi” değerlendirmesinde bulundu. Karataş, enerji altyapılarının çatışma ortamlarında hedef haline gelmesinin, kesintisiz ve dışa bağımlılığı azaltan kaynaklara ilgiyi artırdığını ifade ederek, özellikle küçük modüler reaktörler (SMR) ve mikro reaktörlerin yeniden öne çıktığını kaydetti. Türkiye’nin yeni nesil nükleer teknolojilere ilgisini ortaya koyduğunu belirten Karataş, Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu bünyesinde yürütülen çalışmaların da teknik altyapının oluşturulduğunu gösterdiğini ifade etti. Karataş, özellikle 2030 sonrası dönemde SMR ve mikro reaktör teknolojilerinde ciddi bir ivme beklendiğini, bu sistemlerin organize sanayi bölge-leri ve büyük tesisler için kesintisiz enerji sağlayan yeni bir modele dönüşe-bileceğini söyledi.